{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">1. Ceza Dairesi         2025/305 E.  ,  2025/2883 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t:Ceza Dairesi<br>SAYISI\t: 2022/3042 E., 2023/1031 K.<br>SUÇ\t: Olası kastla yaralama<br>HÜKÜM\t: Mahkumiyet<br>TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ\t: Temyiz başvurularının esastan reddi ile hükmün onanması<br><br>İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1 maddesi gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü;<br><br>I. HUKUKÎ SÜREÇ<br>1.İstanbul Anadolu 63. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.09.2022 tarihli ve 2021/1022 Esas, 2022/1135 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kasten yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 25/2 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/4.d maddeleri uyarınca beraatine karar verilmiştir.<br><br>2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 23.03.2023 tarihli ve 2022/3042 Esas, 2023/1031 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik katılan vekilinin başvurusunun kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280/1.g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun'un 280/2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında olası kastla yaralama suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 86/1, 86/3.e, 21/2, 62/1 ve 53. maddeleri uyarınca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.<br><br>II. TEMYİZ SEBEPLERİ<br>1.\tSanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ve taksirle yaralama olduğundan bahisle suçun vasfına ilişkindir.<br><br>2.\tCumhuriyet savcısının temyiz sebepleri özetle; meşru savunma hükümlerinin uygulanması gerektiğine ilişkindir.<br><br>III. GEREKÇE<br>Dosya kapsamına ve izlenen görüntü kayıtlarına göre; sanığın bir bankada güvenlik görevlisi olduğu, olay günü temyiz dışı ...'nın 6136 sayılı Kanun'a tabi tabancasını da alarak soygun yapmak için bankaya girer girmez katılan ...'yi rehin alarak tabancasını sanık ...'a doğrulttuğu, tarafların kısa bir süre karşılıklı olarak birbirlerine silahı bırakması için uyarılarda bulundukları, sanık ...'ın bu sırada bir el havaya ateş ettiği, daha sonra da tarafların karşılıklı olarak birbirlerine ateş ettikleri, açılan ateş neticesinde sanık ...'ın duyu ve organlarından birinin yitimine neden olacak şekilde, katılan ...'nin de göğüs kısmından basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandıkları olayda;<br>Bankaya soygun yapmak amacıyla gelen ...'un girer girmez katılanı rehin alarak kendisine siper ettiği, sanığın silahını hemen ateşlemeyerek ...'u silahını atması konusunda uyardığı, karşılıklı uyarılardan sonra ilk önce sanığın uyarı amacıyla havaya ateş ettiği, daha sonra ise önce kimin ateş ettiği belirlenememekle birlikte sanık ve temyiz dışı ...'un karşılıklı olarak birbirlerine ateş ettikleri, dosya içerisindeki delil durumu ve incelenen kamera görüntülerine göre sanığın 5237 sayılı Kanun'un 25/1.maddesi kapsamında katılanı ve çevrede bulunanları koruma amacıyla meşru savunma sınırları içerisinde elinde tabanca ile katılanı rehin alan ...'a doğru ateş ettiği, sanığın eylemini 5237 sayılı Kanun'un 25/1.maddesi kapsamı içerisinde gerçekleştirdiği anlaşıldığından hakkında 5271 sayılı Kanun'un 223/2.d maddesi gereği beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden, hatalı değerlendirme sonucu yazılı şekilde kasten yaralama suçundan mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.<br><br>IV. KARAR<br>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin, 23.03.2023 tarihli ve 2022/3042 Esas, 2023/1031 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy çokluğuyla BOZULMASINA,<br><br>Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-b  maddesi uyarınca İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, <br><br>14.04.2025 tarihinde karar verildi.<br><br>KARŞI OY<br><br>Yargıtay Birinci Ceza Dairesinin 2025/305 E. 2025/2883 K. sayılı kararının çoğunluk görüşüne, sanık ...’in meşru savunmada sınırı taksirle aştığı kabul edilerek 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 27/1. maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 89/1 ve 22/3. maddeleri uyarınca taksirle yaralama suçundan cezalandırılması gerektiği düşüncesinde olduğumdan katılmamaktayım. <br>Dosya kapsamına göre; 31.03.2017 tarihinde katılan ...’in bankacılık işlemlerini yapmak amacıyla ... Bankası Kaynarca Şubesine gittiği, vezneye yaklaştığında ... isimli soyguncunun silahını çıkartıp “bu bir soygundur” diye bağırdığı ve yanında duran katılanın başına silahını dayadığı, bankanın özel güvenlik görevlisi olan sanık ...’in ise soygunu önlemek amacıyla silahını çıkartarak “at silahını” dediği ve havaya bir el ateş ettiği, ... ve ...’ın karşılıklı olarak birbirlerine silah bırakılması yönünde bağırmaları sırasında katılan ...’nin de çocuğu olduğunu söyleyerek ateş edilmemesi için feryat ettiği, sanık ...’ın savunmalarında belirttiği üzere ...’nın eğilerek silahını ...’a doğrulttuğu sırada ...’ın ...’nın bacaklarına doğru birden çok kez ateş etmeye başladığı eş zamanlı olarak ...’un da ...’ın öldürücü belgelerine ateş ettiği, sanık ...’ın atışları sonucunda baldırında kemik kırığı oluşacak şekilde yaralanan ...’un yanı sıra o sırada iki ateş arasında kalan katılan ...’nin de isabet eden bir mermi nedeniyle basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı olayda; sanık ...’ın, yaşam hakkına yönelen ve devam eden haksız saldırılı def etmek amacıyla eş zamanlı olarak ...’yı yaralaması eyleminde meşru savunma sınırları içinde hareket ettiğine ilişkin bir şüphe bulunmamaktadır.<br>Ancak;<br>Doğrudan hedef olmayan katılan ...’ye karşı eylemi değerlendirilirken sanığın meşru savunmada taksirle ya da kasıtlı olarak sınırı aşıp aşmadığı ayrı bir tartışma konusudur. Sanığın meşru savunmada       <br> sınırı kasıtlı aştığı hallerde 5237 sayılı Kanun’un 27. maddesinin 2. fıkrası uyarınca ceza verilmesine yer olmadığına karar verilecek, taksirle aştığı hallerde ise anılan maddenin 1. fıkrası uyarınca gerçekleşen taksirli suçtan hüküm kurulacaktır. Somut olayda sanık ... gerek bankadaki soygunun etkisiyle gerekse kendisine karşı silah doğrultulmasının şaşkınlığıyla panikleyerek elleri titrerken ...’nın bacaklarına ateş etmiştir. ... sonraki aşamalarda da kabul ettiği ilk ifadesinde açıkça “Güvenlikçinin elleri titriyordu” demiştir. Sanık ... ateş ettiği sırada ... katılan ...’yi bırakmıştır. Sanık ...’ın o anki hal ve koşullarda panikleyerek tabancasıyla korku ve telaşla ateş ettiği sırada bir mermi çekirdeğinin katılan ...’ye isabet ederek yaraladığı,  sanığın katılanın yaralanmasını istemese de kalabalık ve duvarlarla kapalı olan banka içinde ateş ettiğinden bu yaralanmayı öngörebilecek durumda olduğu anlaşıldığından hukuka uygunluk sebeplerinden olan meşru savunmada sınırı kast olmaksızın bilinçli taksirle aştığı kabul edilerek 5237 sayılı Kanun'un 27/1. maddesi delaletiyle, aynı Kanun’un 89/1, 22/3. maddeleri kapsamında sorumlu tutulması, bu nedenle öncelikle uzlaşma kurumunun işletilerek dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi, uzlaşmanın sağlanamaması durumunda ise sanığın bilinçli taksirle yaralama suçundan cezalandırılması gerektiğini düşündüğümden sanığın beraatine karar verilmesi gerektiği yönündeki çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a43704ef7eeba3bd","SID":"c034cacb569d9b9e"}}