{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">7. Hukuk Dairesi         2024/3682 E.  ,  2025/1832 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2022/159 E., 2024/810 K.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Selçuk 1. Asliye Hukuk Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2019/372 E., 2021/504 K.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br>I.DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin İsveç vatandaşı olup halen ikamet etmekte olduğu dava konusu 231 ada 7 parsel sayılı taşınmazın tüm bedelini ödeyerek satın alma iradesini ortaya koyduğunu, askeri izin ve köy sınırları içinde satın almadan kaynaklanan yasal prosedür nedeniyle işlemin hızlıca sonuçlandırılması amacı ile beklerken malik tarafından üçüncü şahsa satılan taşınmazın en son aşamada müvekkilinin muvafakatı ve inançlı işlem gereği davalı ... adına tescil edildiğini, inançlı işlem sözleşmesinin 04.10.2016 tarihinde yapılmasının ardından davalının 10.10.2016 tarihinde taşınmazı iktisap ettiğini, ancak davalının tapuyu davacıya devretmediğini ileri sürerek taşınmazın tapusunun davacı adına tescilini talep etmiştir.<br>II.CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; sözleşmede arsanın devredileceği günün kararlaştırılmadığını, yapılması kararlaştırılan işlemin vadesinin belirlenmediğini, taşınmazın devri konusunda müvekkiline herhangi bir talep iletilmediğini, müvekkilinin temerrüde düşürülmediğini, müvekkilinin taşınmazı tapuda...’den satın aldığını, ...den önceki tapu maliklerinden bazılarına karşı yapılan icra takipleri nedeniyle müvekkili ve önceki malikler aleyhine tasarrufun iptali davası açıldığını, dava konusu taşınmaza ihtiyati tedbir kararı verilerek söz konusu kararın tapuya şerh edildiğini, bu dosyanın bekletici mesele yapılmasını, davanın reddini savunmuştur.<br>III.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; taraflar arasında noterde tanzim edilmiş inanç sözleşmesi bulunduğu, 231 ada 7 parsel sayılı taşınmazın bedeli davacı tarafından ödenmek suretiyle satın alındığı ancak tarafların kabulünde olduğu üzere bedeli davacı tarafından ödenen taşınmazın davalı adına tapuya tescil edildiği, davacının talebi ile davalının taşınmazı derhal davacıya devretmeyi kabul ettiğini, en geç huzurdaki davayı ikame etmekle davacının davalıyı bu hususta temerrüte düşürmüş olduğunun kabulü gerektiğini, karar tarihi itibariyle aradan geçen 2 yılı aşkın süreye rağmen taşınmazın davacıya devredilmemiş olduğu dikkate alındığında davalının iyi niyetli olduğu yönündeki savunmasına itibar etmenin mümkün olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar vermiştir.<br>IV.İSTİNAF<br>Bölge Adliye Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.<br>V. TEMYİZ<br>A.Temyiz Sebepleri<br>Davalı vekili temyiz dilekçesinde; <br>1.Sunulan protokolde davalının elde edeceği hiçbir yararın olmadığını,<br>2.Davacı tarafın taşınmazın satış bedelini ödediğini ispatlayamadığını,<br>3.Sözleşmede arsanın devredileceği günün kararlaştırılmadığını, devir için yazılı talep şartının yerine getirilmediğini,<br>4.Sözleşme süresinin 1 yıl olarak belirlendiğini, bu süre içerisinde davacı taraftan yazılı talep gelmesi halinde taşınmazın devri yükümlülüğünün dolacağını, yazılı talep olmaksızın dava açılmasının sözleşmeye aykırı olduğunu,<br>5.Tasarrufun iptali davası nedeniyle ihtiyati tedbir kararı verildiğinden taşınmazın devrinin hukuken ve fiilen imkansız olduğunu, belirtmiştir.<br>B.Değerlendirme ve Gerekçe<br>Dava, inançlı işlem hukuksal sebebine dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.<br>2644 sayılı Tapu Kanunu'nun 35.maddesi uyarınca kanuni sınırlamalara uyulmak kaydıyla, uluslararası ikili ilişkiler yönünden ve ülke menfaatlerinin gerektirdiği hallerde Cumhurbaşkanı tarafından belirlenen ülkelerin vatandaşı olan yabancı uyruklu gerçek kişiler Türkiye’de taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinebilirler. Yabancı uyruklu gerçek kişilerin edindikleri taşınmazlar ile bağımsız ve sürekli nitelikteki sınırlı ayni hakların toplam alanı, özel mülkiyete konu ilçe yüz ölçümünün yüzde onunu ve kişi başına ülke genelinde otuz hektarı geçemez. Cumhurbaşkanı kişi başına ülke genelinde edinilebilecek miktarı iki katına kadar artırmaya yetkilidir.<br>Cumhurbaşkanı, ülke menfaatlerinin gerektiği hallerde yabancı uyruklu gerçek kişiler ile yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketlerinin taşınmaz ve sınırlı ayni hak edinimlerini; ülke, kişi, coğrafi bölge, süre, sayı, oran, tür, nitelik, yüzölçüm ve miktar olarak belirleyebilir, sınırlandırabilir, kısmen veya tamamen durdurabilir veya yasaklayabilir.<br>Yabancı uyruklu gerçek kişiler ve yabancı ülkelerde kendi ülkelerinin kanunlarına göre kurulan tüzel kişiliğe sahip ticaret şirketleri, satın aldıkları yapısız taşınmazda geliştireceği projeyi iki yıl içinde ilgili Bakanlığın onayına sunmak zorundadır. İlgili Bakanlıkça başlama ve bitirilme süresi belirlenerek onaylanan proje tapu kütüğünün beyanlar hanesine kaydedilmek üzere taşınmazın bulunduğu tapu müdürlüğüne gönderilir. Onaylanan projenin süresi içinde gerçekleşti-rilip gerçekleştirilmediği ilgili Bakanlıkça takip edilir.<br>Askeri yasak bölgeler, askeri güvenlik bölgeleri ile stratejik bölgelere ait harita ve koordinat değerleri bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren en geç bir yıl içinde ve bu yerlere ait değişiklik kararlarına ait harita ve koordinat değerleri değişikliklerin yapıldığı tarihten itibaren bir ay içinde Millî Savunma Bakanlığınca, özel güvenlik bölgeleri ve değişiklik kararlarına ait harita ve koordinat değerleri ise İçişleri Bakanlığınca aynı sürede Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlığa verilir. Bu Kanunun yürürlük tarihinden itibaren bir yıl sonra bu fıkra uyarınca gönderilen belge ve bilgilere göre tapu işlemleri yürütülür.<br>Bu madde hükümlerine aykırı olarak edinilen, edinim amacına aykırı kullanıldığı ilgili Bakanlık ve idarelerce tespit edilen, süresi içinde ilgili Bakanlığa başvurulmayan veya süresi içinde projeleri gerçekleştirilmeyenler ile bu maddenin birinci fıkrası kapsamındaki sınırlamalar dışında miras yoluyla edinilen taşınmazlar ve sınırlı ayni haklar, Maliye Bakanlığınca verilecek bir yılı geçmeyen süre içinde maliki tarafından tasfiye edilmediği takdirde tasfiye edilerek bedele çevrilir ve bedeli hak sahibine ödenir.<br><br>2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Hakkındaki Kanunun \"Birinci derece kara askeri yasak bölgelerinde uygulanacak esaslar\" başlıklı 7.maddesine göre; yabancıların geçici olarak bölgeye girmeleri ve oturmaları Genelkurmay Başkanlığının iznine bağlıdır. Bölge içindeki eski eserler ve doğal kaynakların milli kuruluşlarca veya milli kuruluşların denetimi altındaki Türk veya yabancı uyruklularca araştırılması veya işletilmesi, Genelkurmay Başkanlığının olumlu mütalaasının alınması koşuluyla ilgili kanun hükümlerine göre yürütülür.<br>\"İkinci derece kara askeri yasak bölgelerinde uygulanacak esaslar\" başlıklı 9.maddesine göre ise, yabancı gerçek ve tüzelkişiler bu bölgede taşınmaz mal edinemezler. Yabancılara ait bölgedeki taşınmaz malların tasfiyesine karar vermeye, tasfiye şekil ve şartlarını tespite Cumhurbaşkanı yetkilidir.Yabancılar izin almadan geçici dahi olsa bölgeye giremezler, oturamazlar, çalışamazlar ve taşınmaz mal kiralayamazlar.<br>Somut olaya gelince; davacı İsveç vatandaşı olup yabancı uyruklu gerçek kişilerin ülkemizde taşınmaz edinmesinde karşılıklılık şartı aranması uygulaması, 18 Mayıs 2012 tarihinde terkedilmiştir. 2644 sayılı Tapu Kanununun 18 Mayıs 2012 tarihli 6302 sayılı Kanunda değişik 35. maddesine göre yabancılar Türkiye'de mütekabiliyet şartı olmadan gayrimenkul sahibi olabilmekte ise de, bu edinme yukarıda belirtildiği üzere kanuni bir takım sınırlamalara ve şartlara uymak kaydı ile gerçekleşebilmektedir.<br>Mahkemece, 18.05.2012 tarihli 6302 sayılı Kanunla değişik 2644 sayılı Tapu Kanununun 35. maddesi uyarınca davacının Türkiye'de mülk edinmesine engel bir durum olup olmadığının İlçe Tapu Sicil Müdürlüğü ile Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünden (Yabancı İşler Dairesi Başkanlığı ) sorularak bununla birlikte 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununa göre de inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu sebeple bozulması gerekmiştir.<br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle,<br>Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf talebinin esastan reddine dair kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi hükmünün BOZULMASINA, <br>Peşin yatırılan harcın istek hâlinde yatırana iadesine,<br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>09.04.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br><br><br><br><br><br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"58904e4e55fd40cd","SID":"c97267ecaea0fab9"}}