{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">2. Ceza Dairesi         2024/5227 E.  ,  2024/18185 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t:Sulh Ceza Hâkimliği<br>SAYISI\t\t: 2021/2817 D.İş<br>SUÇLAR\t\t: Hırsızlık, mala zarar verme, hakkı olmayan yere tecavüz<br>İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi<br>KANUN YARARINA BOZMA <br>YOLUNA BAŞVURAN\t: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet \tBaşsavcılığı<br>TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ\t: İlgili kararın kanun yararına bozulması<br><br><br>I. İSTEM<br>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 08.03.2024 tarihli ve KYB-2024/20734 sayılı kanun yararına bozma isteminin;<br>\"5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,<br>Dosya kapsamına göre, müştekinin şikâyetinde özetle; ... ili ... mevkii OSB içerisinde bulunan fındık fabrikasını 12/09/2019 tarihli kira sözleşmesi ile bir yıllığına fabrika maliki ...'ndan kiraladığını, ancak ...'nun kira sözleşmesini kabul etmeyerek avukatı vasıtası ile söz konusu fabrikada fuzuli şagil olduğundan bahisle 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında yapmış olduğu müracaatın, Giresun Valiliği İl İdare Kurulunun 22/07/2020 tarihli ve 215.01/09 sayılı kararı ile müştekinin söz konusu taşınmazda kiracı olarak bulunduğundan bahisle reddine karar verildiğini, bu defa şüpheli ...'nun eşi ...'nun 20/07/2020 tarihinde taşınmazı ...'ndan satın almasını takiben, Tirebolu Noterliğinin 10/08/2020 tarihli ve 5636 yevmiye nolu ihtarı ile taşınmazın tahliye edilmesi için ihtarname gönderdiğini, ardından şüpheli ... iş yerine baskın yaparak fabrikadaki fındıkları alarak dışarda sattığını, ayrıca şüphelinin 24/07/2020 günü öğlen saatinde fabrikaya geldiğini, elindeki odun ile camları kırdığını, fındık çuvallarını yırttığını, elektrik panosuna zarar verdiğini iddia etmesi üzerine başlatılan soruşturma neticesinde, şüpheli ile müşteki arasındaki anlaşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de;<br>Müşteki hakkında 3091 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatın, Giresun Valiliği İl İdare Kurulunun 22/07/2020 tarihli ve 215.01/09 sayılı kararı ile müştekinin söz konusu taşınmazda kiracı olarak bulunduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiş olması, şüphelinin 27/07/2020 tarihli kolluk ifadesinde fabrikanın kendi işyeri olduğunu, içeri alınmadığı için sinirlenerek kendisine ait ofisin camlarını kırdığını ifade etmesi, fabrika çalışanlarının da aynı doğrultuda ifade vermeleri ile tanık olarak ifadesi alınan ve kamyonu ile nakliye işi yapan ...'ın, 16/08/2020 tarihinde şüphelinin talimatı ile fabrikadan 20 ton civarında fındığı araca yükleyerek taşıdığını, 17/08/2020 tarihinde de Trabzon Araklı ilçesinde bulunan Aslantürk fındık fabrikasına teslim ettiğini ifade etmesi karşısında, şüpheli hakkında kamu davasının açılmasını gerektirir yeterli şüphe bulunduğu ve delillerin takdir ve değerlendirilmesinin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir. ”  şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. <br>II. GEREKÇE<br>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160/1. maddesinde, \"Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya haşlar.\", aynı Kanun’un 160/2. maddesinde \"Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için. emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.'' aynı Kanun’un 170/2. maddesinde, \"Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet savcısı, bir iddianame düzenler. Aynı Kanun’un 172/1. maddesinde, \"Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.\" hükümleri düzenlenmiştir.<br>Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen mahkeme, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.<br>5271 sayılı Kanun’un 170/2. maddesine göre kamu davası açılabilmesi için soruşturma aşamasında toplanan delillere göre suçun işlendiğine dair yeterli şüphe bulunması gerekir. Suç ihbar veya şikâyeti yoluyla soruşturma yaparak maddî gerçeğe ulaşma yükümlülüğü ve yetkisi bulunan Cumhuriyet savcısı, soruşturma sonucunda elde edilen delilleri değerlendirerek kamu davası açmayı gerektirir nitelikte yeterli şüphe olup olmadığını takdir edecektir. Ancak soruşturma aşamasında Cumhuriyet savcısının delil değerlendirmesiyle, kovuşturma aşamasında hâkimin delilleri değerlendirmesi birbirinden farklı özelliklere sahiptir. Aynı Kanun’un 170/2. maddesine göre soruşturma aşamasında toplanan deliller kamu davası açılması için yeterli şüphe oluşturup oluşturmadıkları çerçevesinde incelemeye tabi tutulurken, kovuşturma aşamasında, isnat edilen suçun işlenip işlenmediği hususunda mahkûmiyete yeter olup olmadığı ve tam bir vicdanî kanaat oluşturup oluşturmadığı çerçevesinde değerlendirilmektedir.<br>İncelemeye konu olayda, şikâyetçinin anlaşmazlığa konu fındık fabrikasını 12.09.2019 tarihli kira sözleşmesi ile bir yıllığına fabrika maliki ...'ndan kiraladığını beyan ettiği ve bu konuda kira sözleşmesini ibraz ettiği,  ancak ...'nun kira sözleşmesini kabul etmeyerek bahse konu fabrikada fuzuli işgal yapıldığını belirterek 3091 sayılı Taşınmaz Mal Zilyedliğine Yapılan Tecavüzlerin Önlenmesi Hakkında Kanun kapsamında müracaatta bulunduğu ve bu başvuruya yönelik Giresun Valiliği İl İdare Kurulunun 22.07.2020 tarihli ve 215.01/09 sayılı kararı ile şikâyetçinin söz konusu taşınmazda kiracı olarak bulunduğu kabul edilerek talebin reddine karar verildiğini,  şüpheli ...'nun ise eşi ...'nun 20.07.2020 tarihinde taşınmazı ...'ndan satın almasının ardından, Tirebolu Noterliğinin 10.08.2020 tarihli ve 5636 yevmiye nolu ihtarı ile taşınmazın tahliye edilmesi için şikâyetçiye ihtarname gönderdiği, ardından şüpheli ... 22.08.2020 iş yerine zorla girerek fabrikadaki fındıkları alarak dışarda sattığını, bunun dışında şüphelinin 24.07.2020 günü de fabrikaya geldiğini, elindeki odun ile camları kırdığını, fındık çuvallarını yırttığını, elektrik panosuna zarar verdiğini iddia etmesi üzerine başlatılan soruşturma sonucunda, taraflar arasındaki anlaşmazlığın hukukî ihtilaf mahiyetinde olduğundan bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; yukarıda bahsedildiği üzere, şikâyetçi hakkında 3091 sayılı Kanun kapsamında yapılan müracaatın, Giresun Valiliği İl İdare Kurulunun 22.07.2020 tarihli kararı ile \"şikâyetçinin söz konusu taşınmazda kiracı olarak bulunduğu\" gerekçesiyle reddine karar verilmiş olması, şüphelinin kolluk ifadesinde, fabrikanın kendi işyeri olduğunu, içeri alınmadığı için sinirlenerek kendisine ait ofisin camlarını kırdığını ifade etmesi, fabrika çalışanları olan tanıklar ...'nin de aynı yönde ifade vermeleri, yine tanık olarak ifadesi alınan ...'nin 16.08.2020 tarihinde şüphelinin talimatı üzerine, fabrikadan 20 ton civarında fındığı araca yükleyerek taşıdığını, almış olduğu fındıkları 17.08.2020 tarihinde ... ilçesinde bulunan ... fındık fabrikasına teslim ettiğini ifade etmesi karşısında, dosya kapsamındaki delillerin şüpheli hakkında kamu davasının açılmasını gerektirdiği ve bu hususta yeterli şüphenin bulunduğu ve delillerin takdir ve değerlendirilmesinin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeden, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.<br><br>III. KARAR<br>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, Giresun Sulh Ceza Hâkimliğinden kesin olarak verilen 12.10.2021 tarihli ve 2021/2817 Değişik İş sayılı kararın 5271 sayılı Kanun’un 309/3. maddesi gereği, KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (a) bendi uyarınca sonraki işlemlerin itiraz merciince yerine getirilmesine, dava dosyasının itiraz merciine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 02.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7bc5b7b3f853fc57","SID":"9ec07d07857f3392"}}