{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">2. Hukuk Dairesi         2024/669 E.  ,  2024/8029 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2021/1225 E., 2023/2025 K.<br><br><br>KARAR\t: Esastan ret<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Mersin 7. Aile Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2019/114 E., 2021/126 K.<br><br>Taraflar arasındaki karşılıklı boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince  her iki davanın da kabulüne tarafların boşanmalarına ve fer'îlerine karar verilmiştir. <br><br> Kararın davalı-davacı kadın vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-davacı kadın vekili  tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA<br>Davacı-davalı erkek vekili dava dilekçesinde özetle; kadının erkeği aşağıladığını, hakaretler ettiğini ve müvekkiline saygısız davrandığını, aşırı derecede kıskanç tavırlar sergilediğini, müvekkilinin aldığı hiçbir şeyi beğenmediğini, kıskançlık sergilediğini ve  küçük düşürdüğünü, davalının ortak çocuklara da sert ve kırıcı tavırlar sergilediğini, bağırarak ve inciterek konuştuğunu, müvekkilinin telefonundaki numaraları uygunsuz saatlerde arayarak müvekkilini zor durumda bıraktığını, müvekkilinin ceplerini karıştırdığını, özel eşyalarını karıştırdığını, cebinden çıkan kredi kartı sliplerini dahi kastederek bu paraları başka kadınlarla yediğine ilişkin ithamlarda bulunduğunu, cinsel hayat ve diğer tüm mahrem konuları üçüncü kişiler ile paylaştığını, cinsel birliktelikte yaşanan sorunları ortak çocukların önünde de anlatmaktan çekinmeyerek ortak çocukların psikolojisini bozduğunu,  yatağını ayırarak veya evin içinde başka odalarda kalmak suretiyle cinsel birliktelikten de aylarca kaçındığını, evlilik birliğinin üzerine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmediğini, yaşanan bu olaylar nedeniyle müvekkilinin 21.06.2019 tarihinde evden ayrıldığını, çocukları ile görüşmesini engellemeye çalıştığını, yaşanan tüm bu olaylar nedeniyle müvekkilinin 01.07.2019 tarihinde kalp krizi geçirdiğini, eşinin kalp krizi geçirdiğini öğrenmesine rağmen hastanede ziyaretine gitmediğini, ortak çocukların da gitmesine izin vermediğini ileri sürerek  davanın kabulüne, tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ( 4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin babaya bırakılmasına, erkek yararına 100.000,00 TL manevî tazminata  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>II. CEVAP<br> Davalı-davacı kadın vekili cevap ve birleşen/karşı dava dilekçesinde özetle; erkeğin evliliğin üzerinden belli bir süre geçtikten sonra internet üzerinden ve şahsına ait olan telefon üzerinden, evli olduğunu gizleyerek başka kadınlarla iletişim kurduğunu, söz konusu konuşmaları nispet yaparcasına müvekkiline gösterdiğini, müvekkiline sürekli olarak başka kadınlardan bahsettiğini, ailesine ve çevresine hiçbir zaman uyum göstermediğini, bir çok kez çocuklara şiddet uyguladığını, sık sık spora gitme bahanesi ile evden ayrıldığını, müvekkilinin yanında gelmesine müsade etmediğini, müvekkilinin davalıyı takip ettiğini, erkeğin sahilde buluştuğu bir kadın ile birbirlerine sarılarak öpüştüklerini gördüğünü,  eşler arasındaki cinsel hayat açısından da taraflar arasında bir çok sorun olduğunu, hakaret ederek onu odadan kovduğunu, yatak odasına almadığını, haziran ayında ortak konutu terk ettiğini,  2018 yılının aralık ayında ... ismindeki bir kadın ile birlikte olduğunu, söz konusu birliktelik sonucu ...'nın hamile kaldığını, müvekkilinin bu durumu çocuklarının erkeğe ait olan hafıza kartını müvekkilin telefonuna takması sonucunda hafıza kartında yer alan fotoğraflara bakarken öğrendiğini, erkeğe durumu sorduğunu,erkeğin fotoğraflarda yer alan kadının kendisinin imam nikahlı eşi olduğunu söylediğini, ekonomik şiddet de uyguladığını, tokat atarak müvekkilini darp ettiğini ve müvekkiline hakaretlerde bulunduğunu, müvekkilinin tedavi görmek için hastaneye gittiğini ve rapor aldığını, erkeğin evden ayrılırken müvekkiline ait olan ziynet eşyalarını da beraberinde götürdüğünü belirterek elirterek, asıl davanın reddi ile karşı davanın kabulüne, tarafların  4721 sayılı Kanunun 166 ncı  maddesinin birinci fıkrası uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına, ortak çocukların velâyetinin anneye bırakılmasına, ortak çocuklar  yararına ayrı ayrı  aylık 1.500,00 TL tedbir ve iştirak, kadın yararına 2.500,00 TL tedbir ve yoksulluk, yasal faizi ile birlikte 50.000,00 TL maddî ve 250.000,00 TL manevî tazminata  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile erkeğin başka kadınlarla ilişki yaşamak suretiyle sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, eş ile çocuklara ekonomik ve fiziksel şiddet uyguladığı ve agresif karakter sergilediği; kadının ise eşe hakaret ettiği, erkeğe karşı agresif yapı sergilediği, aşağıladığı, erkeğin aldığı tüm hediyeleri küçümsediği ve tatminsiz bir yapı sergilediği, evin temizliği ile gerektiği gibi ilgilenmediği, kıskançlık gösterdiği, cinsel hayat ve mahremi konuları üçüncü kişilerle paylaştığı, eşin hastalığı ile ilgilenmediği ve çocukları babaları ile görüştürme hususunda sorun çıkardığı belirtilerek, boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit  kusurlu olduğu gerekçesi ile her iki davanın da kabulüne, tarafların 4721 sayılı Kanun'un 166 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin babaya verilmesine, anneyle kişisel ilişki kurulmasına, kadın yararına 700,00 TL tedbir nafakası ve 900,00 TL yoksulluk nafakası ödenmesine, kadının maddî ve manevî tazminat taleplerinin reddine, erkeğin manevî tazminat talebinin reddine ve karşılıklı maktu vekâlet ücreti ödenmesine karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı kadın vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br><br>B. İstinaf Sebepleri<br>Davalı-davacı kadın vekili, hükmün usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, erkeğin boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, velâyet, yoksulluk nafakası miktarı, kendi tazminat taleplerinin reddi ve erkeğin boşanmanın eki niteliğindeki manevî tazminatın reddine rağmen asıl dava yönünden lehlerine vekâlet ücreti verilmemesi yönlerinden kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br><br>C. Gerekçe ve Sonuç<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre usul ve kanuna uygun olması gerekçesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince davalı-davacı kadının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br><br><br><br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-davacı kadın vekili temyiz başvurusunda bulunmuştur.<br><br>B. Temyiz Sebepleri<br>Davalı-davacı kadın vekili, hükmün usul ve kanuna aykırı olduğunu ileri sürerek, erkeğin boşanma davasının kabulü, kusur belirlemesi, velâyet, yoksulluk nafakasının miktarı, kendi tazminat taleplerinin reddi ve erkeğin boşanmanın eki niteliğindeki manevî tazminatın reddine rağmen asıl dava yönünden lehlerine vekâlet ücreti verilmemesi yönünden kararın bozulmasını talep etmiştir.<br><br>C. Gerekçe<br>1.Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Uyuşmazlık, taraflarca açılan karşılıklı boşanma davasında, taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, geçimsizlik var ise kusurun kimden kaynaklandığı, erkeğin boşanma davasının kabulü, kadın yararına hükmedilen yoksulluk nafaka miktarı ve kadının reddedilen tazminat talepleri, velayet düzenlemesi ile vekâlet ücreti noktasında toplanmaktadır.<br><br>2.İlgili Hukuk<br>4721 sayılı Kanunun 4 üncü, 6 ncı, 166 ncı maddesinin birinci fıkrası, 169 uncu, 174 üncü, 175 inci, 176 ncı, 182 nci, 327 nci, 328 inci, 329 uncu, 330 uncu ve 336 ncı maddeleri; 6100 sayılı Kanun’un 370 inci ve 371 inci maddeleri; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 50 ve 51 inci maddeleri.<br><br>3. Değerlendirme<br>1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı-davacı kadın vekilinin  aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.<br><br>2.Somut uyuşmazlıkta, yukarıda belirtildiği üzere İlk Derece Mahkemesince taraflara yüklenen kusurlara göre tarafların eşit kusurlu olduğu kanaatine varılmış, hüküm kadın tarafından istinaf edilmekle Bölge Adliye Mahkemesince istinaf itirazının esastan reddine karar verilmiştir. Kadına İlk Derece Mahkemece yüklenen erkeğin aldığı tüm hediyeleri küçümsediği ve  tatminsiz bir yapı sergilediği kusurunun dosyada mevcut deliller ve tanık beyanları ile ispatlanamadığı, yine kadının cinsel hayat ve mahrem konuları üçüncü kişilerle paylaştığı yönündeki kusur belirlemesine dayanak alınan  tanık anlatımının da duyuma dayalı olduğu, bu nedenle bu vakıaların davalı-davacı kadına kusur olarak yüklenemeyeceği ve kadının kusurları arasından çıkartılması gerektiği anlaşılmaktadır. O halde belirlenen ve gerçekleşen diğer kusurlu davranışlara göre boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin kadına nazaran daha ağır kusurlu olduğunun kabulü gerekirken yanılgılı değerlendirme sonucu tarafların eşit kusurlu olduğunun kabulü doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.<br><br>3.Yukarıda (2) nci paragrafta açıklandığı üzere, boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davacı-davalı erkek ağır, davalı -davacı kadın az kusurlu olup, erkeğin bu kusurlu davranışları aynı zamanda  kadının kişilik haklarına saldırı teşkil eder niteliktedir. 4721 sayılı Kanun'un 174 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkrası koşulları kadın yararına oluşmuştur. O halde tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kusurun ağırlığı ve hakkaniyet kuralları gözetilerek kadın yararına uygun miktarlarda maddî ve manevî tazminata hükmedilmesi gerekir.Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.<br><br>4.Tarafların gerçekleşen sosyal ve ekonomik durumlarına, nafakanın niteliğine, günün ekonomik koşullarına göre, kadın yararına takdir edilen yoksulluk nafakası azdır. Mahkemece 4721 sayılı Kanun'un \"hakkaniyet ilkesi\" ile ilgili (4) üncü maddesinin de dikkate alınarak daha uygun miktarda yoksulluk  nafakasına hükmedilmesi gerekir. Bu yön gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.<br><br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle;<br>1. Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının, kusur belirlemesi, kadının reddedilen tazminat talepleri ile yoksulluk nafakasının miktarı yönünden davalı-davacı kadın yararına ORTADAN KALDIRILMASINA,<br><br>2.İlk Derece Mahkemesi kararının kusur belirlemesi, kadının reddedilen tazminat talepleri ile yoksulluk nafakasının miktarı yönünden davalı-davacı kadın yararına BOZULMASINA,<br><br>3.Davalı-davacı kadın vekilinin sair temyiz itirazlarının reddi ile  temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerinin 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,<br><br>Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,<br><br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br><br>31.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"49bed16ea03b14ce","SID":"225f886d51062834"}}