{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">10. Hukuk Dairesi         2023/10323 E.  ,  2024/12490 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2023/1329 E., 2023/1550 K.<br>KARAR\t: Esastan ret<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Antalya 10. İş Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2022/625 E., 2023/26 K.<br><br>Taraflar arasındaki iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne  karar verilmiştir.<br><br>Kararın davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.<br><br> Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle;  kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA <br>Davacı vekili tarafından dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ın, ... Geri Dönüşüm Atık Yönetimi Taşımacılık İnşaat Turizm San. Tic. Ltd. Şti.'nin çalışanı olduğu, bu firma tarafından temin edilmiş ... plakalı kamyon ile verilmiş iş gereği 05.04.2014 tarihinde saat 16:15 sıralarında seyri sırasında aracın uzun süredir bakımsız olmasının etkisi ile freninin patladığı ve bu yolla geçirmiş olduğu kazada özürlü kalacak şekilde yaralandığını, uğradığı zarar için 138.616,95  TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. <br><br>II. CEVAP <br>Davalı ... vekili  cevap dilekçesinde özetle: Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesi ve ... yönetmeliğinin 9/b maddesi gereğince hak sahibine ödeme yapmak ile yükümlü olmadığını, ... yönetmeliğinin 16 ncı maddesi ile müvekkilinin güvence hesabına yasada belirtilen nedenlerle yaptığı ödemeler için zarara neden olanlara rücu etme hakkının tanındığını, bu nedenle kaza tarihinde sigortasız olduğu iddia edilen ... plakalı aracın maliki olarak gözüken ...'e ihbar edilmesini, ... yönünden üçüncü kişi olmayan sürücünün yaralanması nedeniyle meydana gelen zararların teminat kapsamında olmadığını, davanın bu nedenle reddi gerektiğini, kazaya karışan aracın kaza tarihinde sigortasının olup olmadığının araştırılması gerektiğini, yapılacak yargılama sonrası aleyhe hüküm kurulması halinde güvence hesabının sorumluluğunun kaza tarihi itibariyle maluliyet hallerinde zorunlu mali mesuliyet sigortası teminat limiti ile sınırlı tutulması gerektiğini, kaza tarihindeki poliçedeki teminat limitinin aşılamayacağını, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>Davalı ... Geri Dönüşüm Atık Yönetimi Şirketi vekili  cevap dilekçesinde özetle: kaza tarihinde ... plakalı aracın malikinin müvekkili olmayıp, ... olduğunu, ayrıca davacının müvekkili şirkette baş şoför olarak istihdam edilmekte olduğunu ve sürücüsü olduğu araç ile birlikte tüm araçların bakım ve onarımının gerçekleştirilmesinden de sorumlu olduğunu, mevsimlik iş sözleşmesine ekli görev tanımına ilişkin listede davacının bu görevi belirlendiğini, bu nedenle müvekkiline kusur yöneltilemeyeceğini, kazanın araçtaki arızadan meydana gelip gelmediği de tespit edilmesi gerektiğini, davacının tedaviyi reddettiğini bu durumun hastane kayıtlarından belli olduğunu, davacının sürücüsü olduğu araçta yaralanması ve maluliyetinin gerçekleşmesinde müvekkilinin sorumluluğunu ispatlaması gerektiğini beyanla davanın reddini talep etmiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı  belirtilen  kararında özetle; \"...tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacının davalı şirkete ait işyerinde şoför çalışmakta iken 05.04.2014 tarihinde iş kazası geçirdiği, davaya konu iş kazasının, davacının kullanımındaki aracın uzun süre bakımsız olması nedeniyle frenin patlaması üzerine kontrolü kaybetmesi ile araçtan atlaması üzerine  meydana geldiği, geçirdiği iş kazası sebebiyle %25 oranında meslekte kazanma gücünü kaybedecek şekilde yaralandığı, kazanın meydana gelmesinde davacının %20 (işyerinde çalışan tecrübeli ve araçları bilen şoför olduğu, kendisinin kullanması için tahsis edilen kamyonun durumunu, aracın frenlerinin tam tutmadığını bilmesine rağmen kendi hayatını tehlikeye atar şekilde kullanmayı kabul etmesi gerekçesiyle),  şirketin %80 (... plakalı çöp kamyonunun trafiğe çıkmaya uygun olmadığı, bu hali ile trafiğe çıkarılmasının sürücü ve trafik için tehlikeli olmasına rağmen işverenin aracın bakımını yatırmadan trafiğe çıkmaya zorladığı, bu durumda iş güvenliğinin sağlanmadığı gerekçesiyle) oranında kusurlu oldukları, kusur ve maluliyet oranına göre hükme ve denetime elverişli 28.08.2022 tarihli aktüerya bilirkişi raporundan da anlaşılacağı üzere  05.04.2014-05.06.2014\tarası ve daha sonra 10 gün  çalışamayan ve devamında %25 oranında sürekli  iş gücü kaybına uğrayan davacının geçici ve sürekli iş gücü kaybından kaynaklanan ve SGK tarafından bağlanan gelirler ve ödemeleri aşan maddi zararı, güncel verilere göre  327.436,61 TL olduğu, davacı vekilinin talebi ile bağlı kalınarak (ayrıca istinaf öncesi hükmün maddi tazminat kısmının sadece faiz ile ilgili kısmının davacı tarafca istinaf edilmesi de dikkate alınarak) 138.616,95 TL maddi tazminatın hüküm altına alınması gerekmiştir. <br><br>Dava konusu olayın meydana geliş şekli, davacıda meydana gelen yaralanmanın derecesi, tarafların kusur durumu, olay tarihi,  tarafların ekonomik ve sosyal durumları, olay nedeniyle duyulan acı ve elemin derecesi ve B.K.'nın 47.(6098 sayılı TBK’nın 56.) maddesindeki özel haller dikkate alınarak davacı için 30.000,00 TL manevi tazminata  hükmedilmiştir....\" gerekçesiyle;<br><br>\"1-Davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile<br><br>30.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.04.2014 tarihinden  itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Geri Dönüşüm Ltd. Şti.’den alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine,<br><br>2-Davacının maddi tazminat isteminin kabulüne;<br><br> 138.616,95 TL geçici ve sürekli iş göremezlikten kaynaklanan maddi tazminatın kaza tarihi olan 05.04.2014 tarihinden (davalı ... yönünden dava tarihi olan 02.03.2015 tarihinden itibaren) itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan (davalı Günvence Hesabı yönünden sigorta limiti ile sınırlı olmak kaydıyla) alınarak davacıya verilmesine,\" şeklinde karar verilmiştir. <br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili  tarafından  istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br><br>B. İstinaf Sebepleri<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: aktüer raporunun 1 Ocak 2023 tarihi itibari ile güncelliğini yitirdiği, ek rapor alınmasının talep edildiği, itirazların göz ardı edildiği, davacının zarara uğramasına neden olmuş aracın ticari nitelikli olduğu, ıslah yolu ile istenmiş faiz türünün değiştirilebileceği, istem gibi hüküm kurulmamış olunması hatalı olduğu, davacı lehine hüküm altına alınan manevi tazminat tutarı düşük kaldığından kararı istinaf etmiştir.<br><br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminat talepleri açıkça teminat dışı bırakılmıştır. Kazanın sürücünün kendi kusuru ile meydana geldiği, buna ilişkin kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiği, bu sebeple davanın reddi gerektiği, maluliyet raporları sağlık bakanlığı tarafından yetkili kılınmış sağlık kurum ve kuruluşlarının sağlık kurulları tarafından fiziken muayene edilerek düzenlenmesi gerektiği, kabul anlamına gelmemek kaydıyla kurumun geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin sorumluluğunun söz konusu olmadığı, sağlık gideri teminatından sgk sorumlu olduğu, kusur raporları çelişkili olduğu, manevi tazminatın ferilerinden sorumlu olunmadığı, hesaplamada esas alınan ücretin hatalı ve fahiş olduğu, dava konusu olayın iş kazası olup olmadığı araştırılması gerektiğinden bahisle istinaf yasa yoluna başvurmuştur.<br><br>C. Gerekçe ve Sonuç<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne dair ilk derece mahkemesi kararının  tarafların iddia ve savunmalarına, dosya kapsamına, hükmün dayandığı deliller ve kanuni gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde isabetsizlik görülmemesine göre HMK 355 inci maddesi kapsamında kamu düzenine de aykırı bir husus bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir. <br><br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili  temyiz isteminde bulunmuştur.<br><br>B. Temyiz Sebepleri<br>Davacı vekili  temyiz dilekçesi ile istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazlarını yinelemek suretiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Uyuşmazlık iş kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.<br><br>2. İlgili Hukuk<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 13, 16, 20 ve 21 inci  maddeleri ile 4857 sayılı İş Kanunu'nun 77 nci maddesi<br><br>3. Değerlendirme<br>1.Mahkeme kararında yazılacak hususlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297 nci maddesinde belirtilmiştir. Maddeye göre, hüküm sonucu kısmında gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, isteklerin her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların sıra numarası altında açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir.<br><br>2.Öte yandan, kanunun aradığı anlamda oluşturulacak kısa ve gerekçeli kararın hüküm fıkralarının, açık, anlaşılır, çelişkisiz ve uygulanabilir olması gerekmekle birlikte, kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların Mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi sebeplere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, kısaca maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir.<br><br>3.Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi sebeple haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtayın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur.<br><br>4.Bu husus 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 298/2 nci maddesinde de “Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.” şeklinde özellikle düzenlenmiştir.<br><br>5.Gerekçe - hüküm çelişkisi, 10.04.1992 gün ve 1991/7 Esas, 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olup, salt bu aykırılık bozma sebebidir.<br><br>6.Eldeki davada, İlk Derece Mahkemesi'nce kaldırma ilamı sonrası aldırılan 28.08.2022 tarihli hesap raporunda davacının maddi zararının 327.436,61 TL olarak hesaplandığı, Mahkemece anılan raporun hükme esas alındığının gerekçede belirtilerek zararın 327.436,61 TL olarak belirlenmesine karşın davacı vekili talebi ile bağlı kalınarak 138.616,95 TL üzerinden hüküm kurulduğunun açıklandığı  ancak devamla parantez içerisine alınan yazımla davacının kaldırma ilamı öncesi Mahkemenin 09.07.2021 tarihli ilk kararına karşı maddi tazminat talebi yönünden yalnızca tazminata yürütülecek faizin niteliği bakımından istinaf başvurusunda bulunduğunun da belirtilmesi suretiyle davalı lehine oluşan usuli kazanılmış hakka da atıfta bulunması sonucu  zarar miktarının belirlenmesinde gerekçe içerisinde çelişkiye düşüldüğü , ayrıca davacının talebi ile bağlı kalındığının belirtilmesine rağmen hüküm fıkrasında fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmaksızın karar verildiği bu hususun da  gerekçe ile hüküm arasında çelişki meydana getirir mahiyette olduğu  ve bu suretle de;  hüküm içerisinde ve hüküm  ile gerekçe arasında çelişki yaratıldığı, bu şekilde infazı kabil hüküm tesis edilmediği açık olduğundan verilen karar isabetsiz bulunmuştur. <br><br>7.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.<br><br>8. O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve bu aşamada bozma sebebine göre temyiz itirazlarının sair yönleri incelenmeksizin, İlk Derece Mahkemesi kararı bozulmalıdır.<br><br>VI. KARAR <br>Açıklanan sebeplerle,<br>Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, <br><br>Davacı  temyiz edenin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, <br>Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine,<br><br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, <br>05.12.2024   tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"946aeea592788b16","SID":"53d59693c8278b28"}}