{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">8. Ceza Dairesi         2024/12709 E.  ,  2024/4830 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>İNCELENEN KARARIN  <br>MAHKEMESİ\t:Ceza Dairesi <br>SAYISI\t:2019/169 E., 2019/1776 K.<br>SUÇLAR\t:Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul  etmek, bulundurmak ve kullanmak<br>HÜKÜM\t: Mahkûmiyet<br>TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ\t: Bozma <br><br>İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde  temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:<br><br>I. HUKUKÎ SÜREÇ<br>1.\tİstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 13.02.2018 tarihli iddianamesi ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri uyarınca cezalandırılması istemi ile dava  açılmıştır.<br>2. İstanbul 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.11.2018 tarihli ve 2018/67 Esas 2018/393 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında uyuşturucu madde ticareti suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile58 inci ve  62 nci maddesi uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 25.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına  karar verilmiştir.<br>3. Kararın sanık müdafi tarafından istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesi tarafından  duruşmalı olarak yapılan inceleme sonucunda, 04.07.2019 tarihli ve 2019/169 Esas 2019/1776 Karar sayılı kararı ile  sanığın eyleminin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçuna uyduğu kabul edilerek 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında  kullanmak için uyuşturucu ve uyarıcı madde kabul etmek veya bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.<br><br>II. TEMYİZ SEBEPLERİ<br>Sanık müdafinin temyiz istemi; ceza miktarına,yeterli delil olmadığına ve sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine  ilişkindir.<br><br>III. OLAY VE OLGULAR<br>Temyizin kapsamına göre; <br>A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü<br>1.\tDava konusu olay,  sanığın olay günü sokak üzerinde bekleyen  tanık Ö.A'nın yanına yaklaştığı sırada kendisini göz takibine alan kolluk görevlilerini farketmesi üzerine  pontolonunun kemer kısmından çıkardığı uyuşturucu maddeyi yere dökmeye çalıştığı, kolluk görevlilerinin kendisini engellemeye çalıştığı sırada   bir kısım maddeyi de yutmaya çalıştığı, yere döktüğü uyuşturucu  maddenin daralı ağırlığının 2,52 gram geldiği ve sentetik kannabinoidler sınıfından olan uyuşturucu madde niteliğinde olduğu uzmanlık raporuyla belirlendiği, sanık kendisinden yakalanan uyuşturucu maddeyi içmek amacıyla bulundurduğu yönünde savunma yapmışsa da, tutanak mümzilerince tutulan tutanakta belirtildiği üzere olay yerinde bulunan uyuşturucu madde alıcısı tanık Ö.A'nın  kolluk görevlilerine uyuşturucu madde almak amacıyla sanığı beklediğini ifade etmesi ve devamında olay yerine gelen sanığın kolluk görevlilerini farketmesi üzerine  telaşla üzerinde bulunan uyuşturucu maddeyi dökmeye çalışması hususları nazara alındığında sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmemiş olup sanığın müsnet uyuşturucu madde ticareti suçunu işlediği kanaatine varılmış, sanığın suçu okul ve camiye iki yüz metre mesafeden az yakınlığı bulunan yerde işlediği hususu da nazara alınarak bu suçtan 5237 sayılı Kanun 'un 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, dördüncü fıkrasının (a) ve (b) bentleri ile 62 nci maddesi  gereğince 12 yıl 6 ay hapis cezası ve 25.000 TL adli para cezası ile  cezalandırılmasına karar verilmiştir.<br>2.\tİstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından düzenlenen 24.01.2018  günlü raporda inceleme için gönderilen maddenin uyuşturucu maddelerden MDMB etken maddesini içeren sentetik kannobinoid  olduğu belirlenmiştir.<br>3.\tKollukta bilgi sahibi olarak dinlenen ve yargılama aşamasında kendisine ulaşılamayan Ö.A'nın ifadesinde özetle, mahalleden tanıdığı sanığın uyuşturucu madde kullandığını bildiğini, olay günü uyuşturucu madde satın almak için gezerken yanına yaklaşan kişinin kendisine \"eşya varmı\" diye sorması üzerine, bu kişiye uyuşturucuyu sanık ...'tan alacağını söylediğini, sanığın yanına gelen şahsın polis olduğunu anlayınca kaçmaya çalıştığını ve elindeki maddeleri yere atıp bir kısmını da yutmaya çalıştığını belirtmiştir.<br>B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü<br>Sanığın eyleminin uyuşturucu maddeyi kullanma dışı maksatla bulundurma suçunu oluşturduğuna ilişkin ilk derece mahkemesi değerlendirmesinin isabetsiz olduğu zira, sanık hakkında ihbar bulunmayan olayda, polisin kullanıcı olduğunu düşündüğü tanık ile irtibat kurduğu, tanığa uyuşturucu madde sorduğu, tanığın da sanığı kastederek \"işte Davut geliyor, birazdan bende alacağım\" dediği, bu şekilde sanığın satıcı olduğunu iddia ettiği, polislerin beklemeye başladıkları, akabinde sanığın geldiğinin görüldüğü, fakat hakkında daha önce çok kez işlem yapıldığından görevlileri farkettiği ve geri dönüp yürüdüğü, pantolon kemer kısmında bulunan maddeyi yere dökmeye çalıştığı, maddenin de miktar itibariyle 1,2 gr'dan ibaret bulunduğu, bu durumda sanıkta ele geçirilen maddenin cins ve miktarı dikkate alındığında kullanma dışı bir maksatla bulundurulduğuna ilişkin iddianın her türlü şüpheden uzak, somut ve inandırıcı delillerle sübut bulduğundan bahsetmenin mümkün olmadığı, sanıkla tanık arasında bir alışveriş de gerçekleşmediğinden, bu tanığın beyanlarının da bir şey ifade etmediği, sanığın da üzerindeki maddeyi kullanmak için bulundurduğu şeklindeki savunması karşısında, eyleminin 5237 sayılı Kanun'un  191 inci maddesinin birinci fıkrasındaki  suçu oluşturacağı değerlendirilmiş, buna aykırı değerlendirme içeren ilk derece mahkemesi kararı kaldırılmış, ve  sanık  hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası 58 inci ve 62 nci maddesi uyarınca 1yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. Sanık hakkında 27.09.2014 tarihli eyleminden dolayı uyuşturucu madde kullanma suçundan soruşturma yapılmış ve Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığının 2014/36854 soruşturma numaralı evrakında 10.11.2014 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verildikten sonra, Gaziosmanpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/128 Esas sayılı dosyasında davaya konu edilecek biçimde kamu davası açılmış olduğundan, 5237 sayılı Kanun'un  191 inci maddesinin sekizinci fıkrasının (a) bendi uygulanmamıştır.<br><br>IV. GEREKÇE <br>Sanık hakkında UYAP üzerinden yapılan sorgulamada; <br>A. Sanık hakkında 27.09.2014 tarihinde kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan Gaziosmanpaşa Cumhuriyet  savcılığınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verildiği, sanığın bu tedbir kararını ihlal etmesi nedeniyle  erteleme kararının kaldırıldığı ve Gaziosmanpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2016/128 Esas 2017/212 Karar sayılı dosyasında sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve kararın 06.06.2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>B. Ayrıca sanığın aynı nitelikteki  03.09.2017 ve 13.04.2019 tarihli eylemleri ile Gaziosmanpaşa Cumhuriyet savcılığının 26.09.2019 tarihli; 04.06.2019 tarihli eylemi nedeniyle de 16.12.2019 tarihinde kamu davalarının açıldığı,  dava dosyalarının Gaziosmanpaşa 8.Asliye Ceza Mahkemesinde birleştiği ve Mahkemece yapılan yargılama sonucunda  sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ile 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 36. Ceza Dairesinin  (devreden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Ceza Dairesinin 2022/427 Esas sayılı dosyası) 29.09.2023 tarihli ve 2022/2401 Esas ve 2023 /1746 Karar sayılı dosyası ile bozulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.<br> Temyize konu 11.12.2017 tarihli eylem nedeniyle sanık hakkında değişen suç vasfı gözetilerek  doğrudan bağımsız bir suç kabul edilmiş ise de,  yukarıda belirtilen söz konusu dosyaların tamamının aslı ya da onaylı örneği dosya arasına alınarak, Gaziosmanpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2016/128 Esas 2017/212 Karar sayılı dosyasındaki kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usulüne uygun kesinleşip kesinleşmediği incelenip temyize konu suç yönünden dava açma koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılarak, gerektiğinde olağanüstü kanun yollarına başvurulabileceği de gözetilip, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle ihlal niteliğinde eylem olup olmadığı ya da eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle kararda  hukuka aykırılık görülmüştür.<br><br>V. KARAR<br>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle sanık müdafinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesinin, 04.07.2019 tarihli ve 2019/169 Esas, 2019/1776 Karar sayılı  kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun  olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun'un 307 nci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca sonuç ceza yönünden sanığın  KAZANILMIŞ HAKKININ SAKLI TUTULMASINA,<br>Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul  Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,  05.06.2024 tarihinde karar verildi.    <br><br><br><br><br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4d9e0478868b272e","SID":"0102d16e1029f541"}}