{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">7. Hukuk Dairesi         2023/2925 E.  ,  2024/3856 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br><br><br>MAHKEMESİ\t: Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2023/374 E., 2023/720 K.<br>KARAR\t: Esastan ret<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Seydişehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2019/215 E., 2022/257 K.<br><br>Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; muris ...’nun müvekkilinin öz oğlu olduğunu, müvekkilinin kendi adına satın aldığı 157 ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki 2 numaralı bağımsız bölümü o tarihlerde yurt dışında çalışması ve üzerine kayıtlı gayrimenkul  bulunması halinde bazı sosyal yardımlardan faydalanamayacağı gerekçesi ile  öğrenci olan ve hiçbir geliri bulunmayan babasının ve ailesinin bakımına muhtaç olan davalı muris ... adına tapuya tescil ettirdiğini, daha sonraki dönemlerde ise müvekkilin oğlu olan ...'nın öldüğünü, bu durumu bilen mirasçılarının da tapuda devir işlemini kabul etmediklerini, oğlunun ölümüne kadar  dava konusu taşınmazın müvekkilinin kullanımında olduğunu belirterek 157 ada 2 parsel sayılı taşınmazda  2 numaralı bağımsız bölümdeki gayrimenkulün davalı muris adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>II. CEVAP<br>Davalılar vekili  cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacının kendi muvazaasına dayanarak hak iddiasında bulunamayacağını bu durumun açıkca dürüstlük kuralına aykırı olduğunu, davacı yanın iddiasını yazılı delil ile ispatlaması gerektiğini, tanık ile ispatın mümkün olmaması nedeniyle tanık dinletilmesi talebine muvafakatlerinin olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. <br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; \"davacı tarafça davacı ile muris oğlu arasında taşınmaz devrine ve taşınmazın davacıya ait olduğuna ilişkin taraf imza ve beyanlarını taşıyan yazılı bir belge sunulmadığı,  dosya kapsamında Yargıtay uygulaması gereğince yazılı delil başlangıcı kabul edilebilecek bir belge de mevcut olmadığı,  her ne kadar davacı tanık beyanları alınmış ise de iş bu dava açısından tanıkla ispatın mümkün olmadığı, yazılı belge ve yazılı delil başlangıcı bulunmadığı,  davacı tarafça dava dilekçesinde yemin deliline dayanılmamış olduğu\" gerekçesiyle inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil talepli davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br><br>B. İstinaf Sebepleri<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak, davalıların Alman vatandaşlığına geçtiğini, aleyhe vekalet ücretinin fahiş belirlendiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>  <br>C. Gerekçe ve Sonuç<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacı tarafın yazılı delil veya yazılı delil başlangıcı olabilecek bir delil ileri sürmediği, taraflar yakın akraba bile olsa inanç sözleşmesinin tanık delili ile ispatının mümkün olmadığı,  bu sebeple mahkemece tanık beyanlarına itibar edilmediği, davacı tarafın dava dilekçesinde yemin deliline de dayanmadığından davanın reddine karar verilmiş olmasının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br><br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br>          Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. <br><br>B. Temyiz Sebepleri<br>Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesindeki beyanlarını tekrarlayarak, davalıların Alman vatandaşı olduğunu ve yabancı vatandaşların Türkiye’de mülkiyet edinemeyeceğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. <br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Uyuşmazlık, inançlı işleme  dayalı tapu iptali ve tescil  istemine ilişkindir.<br><br>2. İlgili Hukuk<br>1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri,<br><br>2. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.<br><br>3. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.<br><br>4. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188 inci maddesi ile 225 nci maddesi v.d) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hâkimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.<br><br>5. İnanç sözleşmesinden doğan davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı) 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir.<br><br>3. Değerlendirme<br>1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br><br>2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle;<br>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,<br><br>Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,<br><br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, <br><br>16.09.2024  tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.<br>  <br><br><br><br> <br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cdfbc77fb419846d","SID":"a9759a394a9cd7f3"}}