{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">9. Hukuk Dairesi         2024/12379 E.  ,  2024/13321 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t:İş Mahkemesi<br>KARAR\t: Davanın reddi <br><br>Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen alacak davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi kararının bozularak ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının  bozulmasına karar verilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine  karar verilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki  belgeler incelenip gereği düşünüldü:\t<br>  I. DAVA\t<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı ... bünyesinde norm kadroya tâbi işçi olarak Personel Sicil Bürosunda uzun süre çalıştığını, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun (6356 sayılı kanun) 23 üncü maddesi uyarınca ücretli sendika yöneticiliğine atandığını, iş sözleşmesinin bu nedenle askıya alındığını, üye işçi sayısının azlığı nedeniyle ücretli sendika yöneticiliği kadrosu kalktığı için 6356 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesinin ikinci fıkrası kapsamında davalı Kurum nezdindeki eskiden çalışmakta olduğu kadrosuna alınması hususunda talepte bulunulduğunu, ancak davacının daha önce görev yaptığı birim yerine Kat ve Bahçeler Müdürlüğünde düz işçi olarak görevlendirdiğini, bu tarihte yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin 12 nci maddesine göre davacı işçinin eski görev yerinde ve buradaki görev ünvanı ile işe alınması gerektiğini, aynı maddede işçinin rızası olmadan işinin değiştirilemeyeceğinin, aksi takdirde kendisine 36 aylık ücret tutarında tazminat ödeneceğini düzenlendiğini belirterek müvekkilinin işinin yazılı rızası dışında değiştirilmesinin geçersiz olduğunun tespiti ile madde metninde öngörülen 36 aylık ücreti tutarındaki tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. \t<br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı işçinin brüt ücreti ve talep edilen sürenin belli ve hesaplanabilir olduğunu, davanın da belirlenebilir tam tutar üzerinden açılması gerektiğini, davacının temsilcilik görevinden kaynaklı bir iş değişikliğine maruz bırakılmadığı gibi iş değişikliğinin işyeri sendika temsilcisi görevi sona erdikten sonra yapıldığı için işyeri sendika temsilcisinin tâbi tutulduğu hükümlerden faydalanamayacağını, yapılan iş değişikliğinin esaslı bir iş değişikliği olmayıp davacı işçinin branşı ve çalışma alanı doğrultusunda yapıldığını ve lehine bir değişikliğine gidilmiş olduğunu,  çalışma koşullarının da değişmediğini, davacı talebinin dayanaksız olduğunu, aksini kabul anlamına gelememek kaydıyla sendikal tazminat tutarının ancak bir yıllık ücret tutarında talep edilebileceğini,   müvekkili Kurum tarafından verimliliği artırma anlamında revizyon yapıldığını ve bütün işçilerin kadrolarına uygun işlere gönderildiğini, müvekkili Kurumun bu anlamda davacıya yönelik özel kastı veya hangi bir kötüniyeti bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.  <br>III.  İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin 14.11.2019 tarihli ve 2019/164 Esas, 2019/390 Karar sayılı kararı ile; dosya içeriğine göre davacının Türkiye Genel Hizmetler İşçileri Sendikasının (Sendika) nezdindeki ücretli yöneticilik kadrosunun Sendika Yönetim Kurulu kararıyla kaldırılarak, eskiden çalışmakta olduğu kadrosuna alınması hususunun davalıya bildirildiği, davalı tarafça Park ve Bahçeler Müdürlüğü emrinde görevlendirilmesi hususunda Olur alındığı ve söz konusu işleme Olur verildiği, davacının ücretli sendika yöneticisi olduğu, bu görevi nedeniyle iş sözleşmesinin askıya alındığı ve ücretli yöneticilik kadrosunun kaldırılması nedeniyle eski işine iade talebinde bulunulduğunun dosya kapsamında sabit olduğu ve  taraflar arasında bu hususta herhangi bir uyuşmazlık bulunmadığı, konuya ilişkin yasal düzenleme uyarınca işverenin, yazılı rızası olmadıkça işyeri sendika temsilcisinin işyerini değiştireyeceği veya işinde esaslı tarzda değişiklik yapamayacağı, 01.03.2016-28.02.2019 tarihleri arasında davalı işyerinde yürürlükte bulunan toplu iş sözleşmesinin 12 nci maddesinin (2) numaralı bendinde, sendika yöneticilerinin rızaları dışında işleri ve işyerlerinin değiştirilemeyeceğinin ve işverenin bu hususa aykırı hareket etmesi hâlinde ilgili işçiye 36 brüt aylık ücret tutarında net tazminat ödeyeceğinin düzenlendiği, dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davacı işçinin davalı nezdinde Personel Sicil Bürosunda çalıştığının anlaşıldığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir. <br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.  <br>B. Gerekçe ve Sonuç<br>Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesinin 31.01.2023 tarihli ve 2020/669 Esas, 2023/126  Karar sayılı kararı ile; davacının sendika yöneticiliği sona erdikten sonra sendikal tazminat talep edemeyeceği ve iş değişikliğinin esaslı değişiklik niteliğinde olmadığı yönündeki davalı iddiasının işverence kanıtlanamadığı, iş değişikliğine ilişkin davacının yazılı rızasının bulunmadığı, dosya kapsamında bulunan ve 01.03.2016-28.02.2019 tarihleri arasında davalı işyerinde yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin 12 nci maddesinin (2) nci bendinde sendika yöneticilerinin rızaları dışında işleri ve işyerlerinin değiştirilemeyeceğinin ve işverenin bu hususa aykırı hareket etmesi hâlinde ilgili işçiye 36 aylık brüt ücreti tutarında net tazminat ödeyeceği husususunun düzenlendiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. <br><br>V.  BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ <br>A. Bozma Kararı <br>1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.<br><br>2. Dairemizin 06.03.2024 tarihli ve 2023/14411 Esas, 2024/19087 Karar sayılı kararı ile; davalıya ait işyerinde 01.03.2016-28.02.2019 tarihleri arası yürürlükte olan 24.03.2016 tarihinde imzalanan toplu iş sözleşmesinin \"Sendika ve konfedarasyon yöneticiliğinin güvencesi\" başlıklı 12 nci maddesi çerçevesinde davacının eski görevi dışında, niteliğine uygun olmayan başka bir işte görevlendirilmesinin kanuna aykırılık teşkil ettiği ve dolayısıyla talep konusu tazminat alacağına hak kazanıldığı kabul edilmiş ise de toplu iş sözleşmesinin ilgili hükmü gereğince, sendika yöneticisi olan işçinin talep konusu alacağa hak kazanabilmesi için, geri dönme talebine rağmen işverence işe alınmaması, iş sözleşmesinin sona ermesi gerektiği, somut olayda davacının yeni görevlendirmeye itiraz etmekle birlikte davalı işyerinde çalışıyor olduğu ve iş sözleşmesinin sona ermediği, toplu iş sözleşmesinin ilgili hükmü uyarınca açıkça bir ay içinde işe alınmayanlara tazminat ödeneceği düzenlenmiş olmakla bu tazminata iş sözleşmesi devam eden işçinin hak kazanacağından söz edilemeyeceği, davanın reddi yerine yazılı şekilde kabul kararının hatalı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.<br><br>B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dosya içeriğine göre davacının davalı ... Başkanlığı nezdinde hâlen çalıştığı anlaşıldığı, dosya kapsamında bulunan Türkiye Genel Hizmetler İşçileri Sendikasının 21.12.2018 tarihli ve 2018/7777 sayılı yazısının incelenmesinde, 6356 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi uyarınca iş sözleşmesi askıya alınan davacının ücretli yönetici kadrosunun kaldırıldığının ve davacının 6356 sayılı Kanunu'nun 23 üncü maddesi uyarınca 01.01.2019 tarihinden itibaren eskiden çalışmakta olduğu kadrosuna alınmasını hususunun davalıya bildirildirildiği,  4857 sayılı İş Kanunu'na tâbi olarak çalışmakta iken ücretli sendika yöneticisi kadrosuna atanan ve 14.08.2015 tarihinde iş sözleşmesi askıya alınan davacının 6356 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi gereğince 01.01.2019 tarihinden itibaren göreve başlatılarak Park ve Bahçeler Müdürlüğü emrinde görevlendirildiği, davacının ücretli sendika yöneticiliği kadrosu kalktığı için davalı Belediyedeki eskiden çalışmakta olduğu kadrosuna alınması hususunun davalı Belediyeye bildirildiği ancak davalı ... tarafından davacının eski kadrosuna alınmadığı, bu tarihte yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin 12 nci maddesinin (2) nci bendine göre davalı Belediyenin müvekkilini eski işine iade almak durumunda olduğu, aynı maddeye göre işçinin yazılı rızası olmadan işinin değiştirilemeyeceği, aksi takdirde kendisine 36 aylık ücreti tutarında tazminat ödenmesi gerektiği iddia olunmuş ise de davalı ... Başkanlığında 01.03.2016-28.02.2019 tarihleri arası yürürlükte olan toplu iş sözleşmesinin  \"Sendika ve konfedarasyon yöneticiliğinin güvencesi\" başlıklı 12 nci maddesi uyarınca değerlendirme yapıldığında, sendika yöneticisi olması nedeniyle iş askıya alınan işçinin dava konusu edilen tazminata hak kazanabilmesi için, sendika yöneticiliğinin son bulması üzerine işyerine geri dönme talebinde bulunması ve  işyerine geri dönme talebinde bulunan işçinin işyerine geri dönme talebine rağmen bir ay içinde işe alınmamış olması yani iş sözleşmesinin sona ermiş olması gerektiği, ilgili hüküm doğrultusunda yargılama konusu olay bakımından değerlendirme yapıldığında, davacının iş sözleşmesine son verilmemiş olması nedeniyle toplu iş sözleşmesinin 12 nci maddesinin (1) inci bendinin (2) nci alt bendinin uygulama alanı bulmayacağı ve davacının dava konusu edilen tazminata hak kazanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>VI. TEMYİZ<br>\t\t\tA. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br>\t\t\tİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.<br><br>\t\t\tB. Temyiz Sebepleri<br>\t  Davacı vekili; kararın hukuka uygun olmadığını, tazminat talebinin kanunu dayanağı olan toplu iş sözlemesinin ilgili hükmü incelendiğinde görüleceği üzere sendikadaki yöneticilik görevi nedeniyle iş sözleşmesi askıya alınan işçi yönünden açıkça yöneticinin eski işine alınma zorunluluğunun  düzenlendiğini, buna aykırı davranmanın yaptırımının da 36 aylık brüt ücret tutarında  olarak düzenlendiğini, bu düzenlemenin başlı başına müvekkilinin tazminat hakkını doğurduğunu, kaldı ki müvekkilince işe başlatılmadığı için tazminat talep edilmediğini, müvekkili başlatıldığı hâlde işinde toplu iş sözleşmesinin 12 nci maddesine aykırı olarak değişiklik yapıldığı için tazminat talep edildiğini, çünkü müvekkilinin sendika yöneticisi görevinden dolayı askıda olan işine döndüğü sırada da sendikal yöneticilik görevinin devam ettiğini, sadece profesyonel sendikacı görevinin sona erdiğini,  işi sözleşmesi askıda olduğundan askı süresi bitliğinde işe başlatılmış ise bunun eski işi olması gerektiğini, çünkü askı süresi dolayısı ile işe başlatıldıktan sonra askı hiç olmamış gibi işinde rızası dışında değişiklik yapılması hâlinde yukarıda sözü edilen toplu iş sözleşmesi hükmünün hukuki dayanak hâline geldiğini, bozmadaki karşı oy gerekçesinde yer alan \"12 nci maddenin bir bütün olarak ve her iki bendi de birlikte degerlendirerek yapılan degerlendirmede davacının eski şartlarda ise başlatılmadığı\" şeklindeki yorumunun talebini haklı kıldığını belirterek ve inceleme sırasında  resen gözetilmesi gereken sair nedenlerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur. <br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının toplu iş sözleşmesinde öngörülen tazminat alacağına hak kazanıp kazanmadığı, öngörülen tazminat alacağı koşullarının işyerinde çalışmaya devam eden davacı yönünden gerçekleşip gerçeklemediği konularına ilişkindir. <br><br>2. İlgili Hukuk    <br>1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 371 inci maddesi.<br>2. 6356 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi ve ilgili diğer hükümleri. <br><br>3. Değerlendirme<br>1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br><br>2. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>VII. KARAR<br>Açıklanan sebeple;<br>Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,<br><br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,<br>10.10.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f74de959c1ebe502","SID":"b1f3c999e3d07f4c"}}