{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">11. Hukuk Dairesi         2023/3409 E.  ,  2024/6505 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2022/554 Esas, 2023/610 Karar<br>HÜKÜM\t: Davanın reddi- esastan ret<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2017/935 E., 2021/862 K.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.09.2024 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp, hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ... ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.<br><br>                                                                   KARAR <br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine senede dayalı takip başlatıldığını, müvekkilinin ilkokul mezunu olup herhangi bir işte çalışmadığını, senette lehtar görünen kişiyle arasında ticari bir ilişki bulunmadığını, müvekkilinin eşinin bankadan konut kredisi kullanmak istediğini, banka personeli ...'nin kredi evraklarını gizlice müvekkiline imzalattığını, usulsüz işlemleri nedeniyle personelin bankadaki işinden çıkarıldığını, davalının banka personeli Kerem'in kardeşi olduğunu, müvekkilinin evine gelerek ağlayarak yardım istediğini, müvekkilinin iradesini tehdit ve hile ile sakatlayarak senet olduğunu bilmeden müvekkile imzalattığını, müvekkilin senedi boş olarak imzaladığını, müvekkilin sadece davalının yönlendirmesi ile T.C. kimlik numarası ve ismini yazarak senedi imzaladığını, dolandırıldığını öğrenince de suç duyurusunda bulunduğunu ileri sürerek Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün 2017/216 E. sayılı dosyasında müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine ve karşı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; takibe konu senetteki imzanın davacıya ait olduğunu, imzanın hile ile alındığına dair davacının iddiası dışında herhangi bir delilin mevcut olmadığını, Kerem  Leblebici'nin söz konusu krediyle ilgili değil davacının eşi ...'a borç para vermesi ve müşterisiyle böyle bir para ilişkisine girmesi sebebiyle işten ayrıldığını, davacının davalıyı hiç tanımadığı iddiasının doğru olmadığını, davacının senedi müvekkilinin doldurmasından sonra bilerek imzaladığını savunarak davanın reddine, davacı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini  istemiştir. <br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>İlk Derece Mahkemesince iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; Küçükçekmece 3. İcra Müdürlüğü'nün 2017/216 E. sayılı dosyasındaki takibe konu senet altındaki imzanın Hilal Sarı'ya ait olduğu, davacı taraf, söz konusu senedin kendisinden iradesi fesada uğratılmak suretiyle alındığını ileri sürmüş ise de; gerek Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2017/2500 Soruşturma, 2017/22943 K. sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ile sonuçlanan soruşturma dosyası kapsamı, gerek toplanan deliller dikkate alındığında söz konusu senedin davacının iradesi fesada uğratılarak alındığına ilişkin bir delil bulunmadığı, tanıkların doğrudan görgüye dayalı bir bilgilerinin bulunmadığı, davacının eşi ... ... ile davalı ve kardeşi ... arasında bir alacak-borç ilişkisi bulunduğu, senedin mevcut bir borç için düzenlenmiş olduğu, davacı tarafça, takibe konu borcun ödendiğine ilişkin dosyaya herhangi bir delil sunulmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.<br><br>IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI <br>Bölge Adliye Mahkemesince, takibe konu senedin \"Nakden\" kaydını içerdiği ve davalı tarafından dosyaya sunulan cevap ve delillerle davacıya borç para verildiğinin tekrarlandığı, buna göre senedin ihdas nedeninin talil edilmediği, ispat yükünün davacı tarafta olduğu, davaya konu senedin davacıya tehdit ve manevi baskı ile imzalatıldığı iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. <br><br>V. TEMYİZ İNCELEMESİ <br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme <br>Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit davası olup, uyuşmazlık, irade fesadı hallerinin varlığına ilişkindir.\t<br><br>2. İlgili Hukuk<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 36, 37, 38 ve 39 uncu maddesi.<br><br>3. Değerlendirme<br>Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.<br><br>VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi. <br><br> <br><br><br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"88a6391055a8f106","SID":"3b7df4aae5fd369f"}}