{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">2. Hukuk Dairesi         2023/6855 E.  ,  2024/3473 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2021/435 E., 2023/949 K.<br>KARAR\t: İstinaf başvurusunun esastan reddi<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Sivaslı Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2018/346 E., 2020/193 K.<br><br>Taraflar arasındaki  boşanma davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince  davanın kabulü ile boşanma ve fer'îlerine karar verilmiştir.<br><br>Kararın davalı erkek vekili  tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı erkek  vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA<br>Davacı kadın vekili dava ve cevaba cevap dilekçesinde; davalının bağımsız ayrı bir ev açmadığını, davalının tüm gelirini ailesine verdiği, davalının eşi ve çocuğu için harcanan paraları sorun ettiği, ihtiyaçlarını karşılamadığını, davalının evde sürekli huzursuzluk çıkardığı ve müvekkilini ve ailesini küçük gördüğünü, hakaret ettiğini, aşağıladığını, davalının, müvekkilin ailesi ile görüşmesine engel olduğunu, davalının eşine ve çocuğuna vakit ayırmadığını, ilgilenmediğini, en son 2018 yılı Mart ayında fiziki şiddet uygulayarak  ortak evden kovduğunu, davalının iddialarını kabul etmediklerini, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını beyanla davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin müvekkiline verilmesine, çocuk lehine aylık 1.000,00 TL tedbir ve iştirak nafakasına, müvekkili lehine aylık 1.000,00 TL tedbir ve yoksulluk nafakası ile 100.000,00 TL  maddî ve 100.000,00 TL manevî tazminata  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>II. CEVAP<br> Davalı erkek  vekili  cevap dilekçesinde; davacının iddialarının asılsız olduğunu ve kabul etmediklerini, tarafların ayrı bir dairesinin olduğunu ve müvekkilinin ailesi ile birlikte yaşamadıklarını, davacının sebepsiz ortak evi terk ettiğini, aracılara ise dönmek istemediğini söylediğini beyanla davanın reddine, aksi halde ortak çocuğun velâyetinin müvekkiline bırakılmasına talep etmiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıdaki başlıkta tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının kendi annesinin evliliğe müdahil  ettiği  ve barışma konusunda davacının annesinin \"ben sizden intikam alıyorum, kızımı  göndermeyeceğim\" şeklinde söylediği, davalının ise davacıya kendi ailesinden bağımsız bir konut açmadığı, davacının maddî ihtiyaçlarını gidermediği, çiftçilikle uğraşıp davacı ile yeterince ilgilenmediği ve davacıyı ailesi ile istediğinde görüştürmediği, boşanmaya sebep olan olaylarda davalının ağır, davacının ise az kusurlu olduğu, evlilik birliğinin temelden sarsıldığının anlaşıldığı gerekçesi ile davanın kabulüne, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 166 ncı maddesinin birinci fıkrası gereğince tarafların boşanmalarına, ortak çocuğun velâyetinin davalı babaya bırakılmasına, çocuk ile davacı anne arasında kişisel ilişki kurulmasına, davacının  iştirak nafakası talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı lehine 7.000,00 TL maddî, 3.000,00 TL manevî tazminata, davacı lehine hükmedilen 100,00 TL tedbir nafakasının karar tarihinden itibaren  500,00 TL'ye yükseltilmesine ve kararın kesinleşmesinden sonra yoksulluk nafakası olarak devamına  karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili  istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br><br>B. İstinaf Sebepleri<br>Davalı erkek  vekili,  kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu beyanla; davanın kabulü, kusur belirlemesi,  davacı lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat ile tedbir ve yoksulluk nafakası ve miktarları yönünden istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br><br>C. Gerekçe ve Sonuç<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile;  İlk Derece Mahkemesinin boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğuna ilişkin kusur belirlemesinde ve maddî vakıa tespitinde, kadının davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik görülmediği, evlilik birliğinin sarsılmasına sebep olan olayların kadının kişilik haklarına saldırı teşkil ettiği ve boşanmakla en azından diğer eşin maddî desteğini yitirdiği  anlaşılmakla kadın lehine maddî ve manevî tazminata hükmedilmesinde,  tarafların sosyal ve ekonomik durumları, tazminata esas olan fiilin ağırlığı ile hakkaniyet kuralları dikkate alındığında takdir edilen tazminat miktarlarında usul ve kanuna aykırılık görülmediği, boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan geçici önlemlerin kendiliğinden  alınması zorunda olduğundan, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek  kadın lehine tedbir nafakasına hükmedilmesinde ve takdir edilen nafaka miktarında usul ve kanuna aykırılık görülmediği, kadının ev hanımı olduğu, işi, geliri ve mal varlığının bulunmadığı, kirada oturduğu, çalışması süreklilik arzetmediği ve boşandıktan sonra yoksulluğa düşeceği anlaşılmakla, kadın  lehine  yoksulluk nafakasına hükmedilmesinde, tarafların tespit edilen ekonomik ve sosyal durumları, kusur durumu, ülkedeki ekonomik göstergeler ve hakkaniyet ilkesi gözetildiğinde  takdir edilen nafaka miktarında usul ve kanuna aykırılık görülmediği ve  makul olduğu  gerekçesi ile davalı erkek vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) inci alt bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı erkek vekili temyiz isteminde bulunmuştur.<br><br>B. Temyiz Sebepleri<br>Davalı erkek vekili, kararın usul ve kanuna aykırı bulunduğunu beyanla; davanın kabulü, kusur belirlemesi,  davacı lehine hükmedilen maddî ve manevî tazminat ile tedbir ve yoksulluk nafakası ve miktarları yönünden kararın bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br><br>C. Gerekçe<br>         1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>        Uyuşmazlık, davacı kadın tarafından açılan boşanma davasında taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamında imkan vermeyecek nitelikte bir geçimsizlik bulunup bulunmadığı, davanın kabulü şartlarının oluşup oluşmadığı, kusur belirlemesinin yerinde olup olmadığı, davacı kadın lehine tedbir ve yoksulluk nafakası ile  maddî ve manevî tazminat verilmesi şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği, miktarlarının uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. <br><br>         2. İlgili Hukuk<br>4721 sayılı Kanun'un  4 üncü maddesi, 6 ncı maddesi, 166 ncı maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 169 uncu, 174 üncü ve 175 inci maddesi;  6100 sayılı   Kanun'un  190 ıncı maddesi, 194 üncü maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 inci ve 371 inci maddesi; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun'nun 50 nci ve 51 inci maddesi.<br><br>3. Değerlendirme<br>1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı  Kanun'un  371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br><br>2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile  kararda belirtilen gerekçelere, özellikle davalının çiftçilikle uğraşıp davacı ile yeterince ilgilenmediği kusurunun dosya kapsamında sabit olmadığı ve davalıya kusur olarak yüklenemeyeceği, ancak yinede  davalının ağır kusurlu olduğunun anlaşılmasına göre, usul ve kanuna uygun olup  davalı erkek vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle;<br>Temyiz olunan  Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,<br><br>Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,<br><br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.05.2024  tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2ff86747f48f7522","SID":"99e1487539562516"}}