{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">11. Hukuk Dairesi         2023/2898 E.  ,  2024/5371 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2020/1195 Esas, 2023/247 Karar<br>HÜKÜM\t: Esastan ret<br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2018/765 E., 2019/780 K.<br><br>Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. <br><br>Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. <br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. <br><br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin sermayesinin 10.000.000 adet paya bölündüğünü, 10.000.000 TL itibari değerli paydan oluştuğunu, 16.05.2018 tarihli genel kurul toplantısına ait hazirun cetveline göre bu paylardan, 2.037.550 TL itibari değerli toplam 2.037.550 adedi davacılardan ....'ye 2.575.100 TL itibari değerli toplam 2.575.100 adedinin diğer davacı ... M.'ye ait olduğunu, davalının eski ortaklarından ... M.'nin 16.07.2015 tarihinde vefat ettiğini, müteveffanın şirket ortaklarından davacı ... M.'nin eşi, diğer davacı ... M.'nin de babası olduğunu, ... aynı zamanda davalı şirketin diğer iki ortağı olan .... ile ... M.'nin de babası olduğunu, davalı şirkette %45 oranında payı olduğunu, Bodrum 2. Sulh Mahkemesinin 11.09.2015 tarih ve 2015/765 E. 2015/87 K. sayılı veraset ilamında müteveffanın mirası 4 pay itibar edilerek; 1 payı davacı eşi ....'ye birer paydan toplam 3 pay ise, eşit oranda evlatları olan davacı ... M. ile dava dışı ... M. ve ....'ye intikal ettiğini ancak mirasın, genel kurul toplantısı tarihinde ve işbu dava tarihi itibarıyla paylaşılamadığını, dolayısıyla murisin sahip olduğu davalı şirket paylarının, halen ve terekenin taksimine değin elbirliğiyle mülkiyet konusu olduğunu, ancak dava dışı ortaklar .... ve ... M.'nin mensubu oldukları davalı şirket yönetim kurulunca 07.02.2016 tarihli yönetim kurulu kararıyla, davalı şirkette murisin sahip olduğu payların haksız ve mesnetsiz bir şekilde mirasçılarına taksim edildiğini, yapılan taksimat sonucu oluşan yeni ortaklık yapısının davalı şirketin pay defterine kaydedildiğini, bu kararın hükümsüzlüğü için açılan dava neticesine İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/1109 Esas, 2017/1444 Karar sayılı dosyası ile kararın hükümsüzlüğünün tespitine karar verildiğini, bu durumda murisin, hükümsüzlüğüne karar verilen yönetim kurulu kararı doğrultusunda hukuksuz şekilde taksim edilen payların murisin terekesine iade olunacağı ve işbu dava konusu genel kurul toplantısı esnasında davalı şirket ortaklarınca temsil edilen pay adetleri ile bu paylardan doğan oy haklarının tamamen değişeceği muhakkak olduğunu, nitekim müvekkillerin dava konusu genel kurul toplantısı tutanağının ilk sayfasının son paragrafı ve devamında gerekse hazirun cetvelinde yer alan muhalefet şerhleri ile bu hususa işaret ettiklerini, murisin şirket paylarının hukuksuz şekilde pay edilmiş olduğunu; toplantıda hazır bulunan paydaşların pay oranlarının gerçeği yansıtmadığını, bu hususun hâlihazırda dava konusu olduğunu, murisin miras ortaklığı henüz paylaşılmadığından, paylarının elbirliği mülkiyetine tabi olduğunu, bu paylardan doğan oy haklarının da oy birliği oluşmadan kullanılamayacağını beyan ettiklerini, İstanbul 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/45 E. sayılı dosyası üzerinden vasiyetnamenin iptali davası açıldığını, derdest olduğunu, davalı şirket ortaklarından murisin terekesi için Avukat ... ...’ün temsilci tayin edildiğini, tereke temsilcisinin toplantıya usulüne uygun davet edilmediğini, murisin davalı şirket sermayesinin yaklaşık %45’ine sahip olduğu düşünüldüğünde, tereke temsilcisinin toplantıda alınan kararların akıbetini kendi başına olumlu veya olumsuz yönde değiştirebilecek oy hakkına sahip olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin oylamaya da ilgili yönetim kurulu üyesi katılmakla bu yönüyle oylamanın usulsüz yapıldığını, yönetim kurulu üyesi ...'a bağlanan maaşında fahiş olduğunu belirterek,16.05.2018 tarihli genel kurul kararının yoklukla malul olup hükümsüzlüğünün tespitine, mahkeme aksi kanatta ise 3 ve 5 inci gündem maddelerinin iptaline karar verilmesini istemiş, 20.02.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile, 16.05.2018 tarihli genel kurul toplantısında, toplantı, karar ve nisaplarına aykırılıktan ötürü alınan kararların yok hükmünde sayılmasına karar verilmesini aksi halde ıslah talebi nazara alınarak genel kurul toplantısında  alınan 2, 3, 4 ve 5 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir. <br><br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; 16.05.2018 tarihli genel kurul toplantısında pay oranlarına ilişkin bir hususun görüşülmediğini, İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1109 E., 2017/1444 K. sayılı kararın kesinleşmediğini, kesinleşip bu karar uygulansa dahi toplantı nisabının etkilenmediğini, davacının paylara ilişkin itirazlarının genel kurul yada bu davanın konusu olmadığını, davacının vasiyetname ile ilgili itirazları için açmış olduğu davanın zaten bulunduğunu, ... ... Manav ve ...'ın, murisin vasiyetnamesine uygun olarak pay devrinin gerçekleştirilmesi yönünde, 07.03.2016 tarihinde şirketten talepte bulunması üzerine, vasiyetnameye uygun olarak, genel kurul pay defterine kaydedildiğini, ...'ın terekenin tespiti için Bodrum l. Sulh Hukuk Mahkemesinde 2017/2 E. sayılı dosya ile dava açtığını, mahkemenin Avukat ... ...'ü tereke memuru olarak atadığını, ancak tereke memuruna, şirket genel kurul toplantılarında terekeyi temsil etmesi, tereke yararına oy kullanması ve organlarında görev alması hususunda, bir yetki verilmediğini, dolayısıyla hisselerin temsili konusunda, tereke memurunun genel kurul tarihinde ve halen yetkisinin bulunmadığını, vekil edeni şirketin yönetim kurulu üyelerine ücret ödemesinin, süregelen bir uygulama olduğunu, daha önce şirket yönetim kurulu başkanlığı yapan kurucusu ... ...'a ve yönetim kurulu üyesi ve genel müdürü olan ...'a ücret ödemesi yapıldığını, TTK 394'e göre, anonim şirket esas sözleşmesi yada genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyelerine ücret verileceğinin kararlaştırılabileceğini, bu nedenle genel kurulda alınan kararın hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile genel kurul kararlarının kurucu nitelikteki emredici hükümlere aykırılığı halinde genel hükümler çerçevesinde yokluk ile sakat olacağının kabul edildiğini, (... ..., Ortaklıklar Hukuku, 2019, s. 196). İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/1109 E., 2017/1444 K. sayılı kararı ile vasiyetnameye göre pay defterinin oluşması hükümsüz olduğu ve ... lehine oluşan kaydın önceki duruma getirilmesi kabul edildiğinden, dava konusu genel kurul toplantısında dikkate alınan hazirun cetvelinin gerçeği yansıtmadığı, gerçek ortaklık durumu dikkate alınmadan açılan ve yürütülen genel kurul toplantısındaki kararların hükümsüz sayılacağı, ancak davacılar tarafından 16.05.2018 tarihli genel kurul toplantısına dayalı olarak bilgi edinme haklarının kullandırılmasına ilişkin açılan İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/478 E., 2018/1110 K. 06.12.2018 tarihli kararında, davacıların bilgi alma ve inceleme haklarının engellendiği sonucuna varıldığı, bu durumda davacıların, finansal tablo ve yıllık faaliyet raporlarının onaylandığı 2, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 3, dağıtılacak kâr tutarlarının belirlenmesine ilişkin 4, yönetim kurulu başkanının ücretinin belirlenmesine ilişkin 5 numaralı gündem maddelerinin iptaline ilişkin ıslah talepleri bakımından söz konusu kararların iptalinin kabil olduğu kanaatine varıldığı, öğretide üçüncü kişileri ve ortaklık alacaklılarını korumaya yönelik emredici hükümlere aykırılığın yokluk veya butlan, bunlar dışında kalan ve ortakları korumaya yönelik emredici hükümlere aykırılığın ise iptal davasına konu olacağı, toplantıdan önce hazır bulundurulması gereken belgelere ilişkin kurala uyulmadan alınan finansal tablolar ve kâr dağıtımı ile ilgili kararın iptal edilebilir nitelikte olacağı ifade edildiği, (..., a.g.e., s. 204 vd; ayrıca bkz. Çamoğlu (Poroy/Tekinalp), Ortaklıklar I, N. 722e.). bu bilgiler ışığında, paysahibinin bilgi alma hakkını kullanamadığı İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1110 K, 06.12.2018 tarihli kararıyla tespit edilmiş olduğundan, dava konusu genel kurulda alınan finansal tabloların onaylanması ile, bu konu ile ilgili olan yönetim kurulu üyelerinin ibrası ve yönetim kurulu başkanına ödenecek ücretin belirlenmesine ilişkin kararların iptalinin gerektiği kanaatine varıldığı, zira finansal tabloların onaylanması, yönetim kurulu üyelerinin ibrası ile doğrudan ilgili olduğu, öte yandan, yönetim kurulu başkanına verilecek ücretin belirlenmesinde de şirketin mali durumunun netleşmesi önem arz ettiği belirtilerek dava konusu edilen 16.05.2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan 2, 3, 4, 5 nolu kararların iptaline karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br><br>B. İstinaf Sebepleri<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 16.05.2018 tarihli genel kurulun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 420 nci maddesi kapsamında bir kez daha önce ertelenmiş olan 02.04.2018 tarihli genel kurul toplantısının devamı olduğunu, 02.04.2018 tarihli genel kurul toplantısında azlık tarafından erteleme talep edildiğinde gündemdeki hiçbir konunun zaten görüşülmediğini, 2 nci toplantıya yani davaya konu genel kurula bırakıldığını, ancak yerel Mahkemece bu hususu gözden kaçırarak sanki davacılar ilk kez erteleme talep etmiş buna rağmen genel kurul toplantısı yapılmış gibi karar verildiğini, genel kurul tutanağında da görüldüğü üzere bu hakkın davacıya fazlasıyla verildiğini, ayrıca İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2017/347 E. sayılı dosyasından bilgi alma hakkını davacı fazlasıyla kullanmış hatta bu hakkını kullanırken şirket evraklarını da hukuka aykırı şekilde yanında götürdüğünü, CD ile incelemenin anılan Kanun'un 437 nci maddesi kapsamında bilgi alma talebini karşıladığını, davacının anılan Kanun'un 420 nci maddesinin 2 nci fıkrası kapsamında finansal toplantıları ikinci kez erteleme hakkının şartları oluşmadığını, Yargıtayın yönetim kurulu üyesi olmayan ortağın şirketin bilançolarının görmeye hakkı olmadığı şeklinde karar verdiğini, karara göre; şirketin işleyişi, faaliyeti, mali ve finansal tabloları hakkında bilgi alma ve inceleme talebinin; yönetim kurulunun finansal ve profesyonel hedeflerinin açıklanmasına dair bilgi isteminin ticari sır niteliğinde bulunduğundan ayrıntılı cevaplanmasının uygun olduğu, mali tabloların noter aracılığı ile davacıya gönderilmesinin bilgi alma hakkı için yeterli olduğuna hükmettiğini ancak mahkemenin bu hususları göz ardı ederek karar verdiğini, davacıların \"finansal müzakerelerin tekrar geri bırakılması\" hakkına ilişkin taleplerine dürüst cevap verme ilkesi uyarınca cevap verdiğini, <br>ibra oylamasının kanuna uygun olarak yapıldığını, öncelikle “kişisel nitelikteki iş veya işlem” kavramı ile “herhangi bir yargı kurumu ya da hakemdeki dava” kapsamına girebilecek hallerin incelenmesi gerektiğini, şirket ortağı-davacı ... M. ile tek kişiden oluşan yönetim kurulu üyesi ve başkanı .... arasında usül füru ilişkisi söz konusu olup, ayrıca davacıların şirket aleyhine açtığı davalar ve husumete yönelik faaliyetler yönünden anılan Kanun'un 436/1 kapsamında bir ilişkinin mevcut olduğunu göstermekte olup bu nedenle davacı ... M. füru konumunda olan .... için oydan yoksun olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.<br><br>C. Gerekçe ve Sonuç<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 16.05.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetveline göre, toplam 10.000.000 paydan davacı ... 2.232.700 adet, davacı ... 2.037.550 adet, dava dışı ... ... Manav 2.575.100 adet, dava dışı ... 3.112.650 adet, dava dışı Tatil Tur ... A.Ş. 42.000 adet olmak üzere şirkette hissedardırlar. Ancak davalı şirketin 11.05.2015  tarihinde yapılan 2014 yılı olağan genel kurul toplantısına ilişkin hazirun cetveline göre,  toplam 10.000.000 paydan muris ... ... 4.300.400 adet, davacı ... 1.157.600 adet, davacı ... 1.500.000 adet, dava dışı ... ... Manav 1.500.000 adet, dava dışı ... 1.500.000 adet, dava dışı Tatil Tur ... A.Ş. 42.000 adet olmak üzere şirkette hissedarı olduklarının anlaşıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 425 inci maddesinde her pay sahibinin genel kurula katılma hakkı olduğu, ayrıca kural olarak anılan Kanun'un 414 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca pay sahiplerine, toplantı günü ile gündem ve ilanın çıktığı veya çıkacağı gazeteler, iadeli taahhütlü mektupla bildirilmesi gerektiği, ancak, davalı şirketin 07.03.2016 tarihli 1 no.lu yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğünün tespitine ve pay defterinin önceki durumuna getirilmesine karar verilmiş olması nazara alındığında, muris ... M.'nin 4.300.400 adet payının dava konusu genel kurulda temsil edilmediğinin anlaşıldığı, zira murisin terekesi, elbirliği mülkiyetinde olup, terekeye konu şirket hisselerinin şirketin diğer ortaklarına hükümsüzlüğü tespit olunan yönetim kurulu kararıyla yapılan intikale göre temsilinin usul ve yasaya uygun olmadığı halde murisin davalı şirkette sahip olduğu ve halen terekeye dahil bulunan payları hakkında, terekeye genel kurul çağrısı yapılmadığı gibi, bu paylar dava konusu genel kurulda usulüne uygun temsil edilmemiş olup, murisin davalı şirkette 10.000.000 hisseden 4.300.400 adet hisseye sahip olduğu nazara alındığında dava konusu genel kurulda, toplantı ve karar nisaplarının sağlanamadığı, bu nedenle, mahkemece, dava konusu genel kurulda alınan faaliyet raporu ve finansal tablolara ilişkin 2 no.lu, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 3 no.lu, kâr payı dağıtılmasına ilişkin 4 nolu ve yönetim kurulu üyelerine verilecek ücrete ilişkin 5 no.lu kararın  iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği  gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br><br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar <br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. <br><br>B. Temyiz Sebepleri<br>Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkil şirket yönetim kurulunın bir kısım şirket ortaklarının talebi üzerine almış olduğu kararla ... ... M.'nin hisse ve paylarını geçerliliğini sürdüren vasiyetnamesi uyarınca ortaklar arasında taksim ettiğini, murisin paylarının taksimine yönelik olarak müvekkil şirket yönetim kurulu tarafından alınan kararın her ne kadar mahkeme kararı ile hükümsüzlüğüne karar verilmiş ve söz konusu karar kesinleşmiş ise de \"murisin son istek ve arzularını içerir Düzenleme Şeklinde Vasiyetname mahkeme kararı ile iptal oluncaya kadar geçerliliğini korumaktadır\" ilkesi uyarınca ... ... M.'ye ait vasiyetnamenin geçerli olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, 13.03.2019 tarihli bilirkişi raporunda hem murisin geçerli vasiyetnamesi uyarınca paylarının mirasçılara taksimi hem de payların murise ait esasen gerçeği yansıtmayan mirasçılık belgesine göre ortaklar arasında taksimi ihtimallerine yer verilerek her iki ihtimalde de davacıların müvekkil şirkette çoğunluk hissesine ulaşamadığının tespit edildiğini, temyiz incelemesine konu müvekkil şirkete ait 16.05.2018 tarihli genel kurulda alınan ve iptali talep edilen kararlar yalnızca davacıların olumsuz oyları ile alınmış olduğu gözetildiğinde ne vasiyetnameye göre payların taksiminde ne de mirasçılık belgesine göre payların taksimi ihtimalinde alınan kararların iptalinin mümkün olmadığını, istinaf mahkemesi kararında terekeye çağrı yapılmadığı gerekçesi ile toplantı ve karar nisabının sağlanamadığına ilişkin gerekçeye yer verildiğini, muris ... ...'ın vefatından sonra ikame edilen murise ait terekenin tespiti istemli davada her ne kadar tereke memuru atanmışsa da ... ... M.'nin hissedarı bulunduğu şirketlerdeki hisse ve paylarını temsil etmek üzere tereke memuruna yetki verilmediğini, davacının bu yöndeki talebinin Sulh Hukuk Mahkemesince daha sonra değerlendirilmesine karar verildiğini, temyiz incelemesine konu 16.05.2018 tarihli Genel Kurul tarihi itibari ile tereke memurunun ... ... M'nin müvekkil şirket nezdinde bulunan hisse ve paylarını temsil etme yetkisi bulunmadığının açık olduğunu, istinaf mahkemesi kararında her ne kadar terekeye genel kurul çağrısı yapılmadığından bahsetmişse de temsile yetkili olmayan tereke memurunun da genel kurula davet edilmesi usulen mümkün olmadığını, dava konusu genel kurul toplantı tutanağı incelendiğinde, genel kurulun gündem maddelerine geçmeden önce davacılardan .. M.'nin davacı ... M.'nin muhalefet şerhine ithafen \"Hisselerin taksimi yönünden muhalefet şerhine iştirak ediyorum.\" şeklinde şerhi bulunduğunu, ancak istinaf incelemesine konu genel kurulda gündem maddeleri görüşülürken davacı ... M. tarafından herhangi bir muhalefet şerhi beyan edilmediğini, bu nedenle davanın .... yönünden davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.<br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme <br>Uyuşmazlık, anonim şirket genel kurul kararlarının yok hükmünde olduğunun tespiti, olmadığı takdirde iptali istemine ilişkindir.\t<br><br>2. İlgili Hukuk<br>1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.<br><br>2.6102 sayılı Kanun'un 425, 441/1 ve 445 inci maddeleri.<br><br>3. Değerlendirme<br>1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br><br>2.Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince toplantı ve karar nisabının bulunmadığı tespit edilmiş olması karşısında, şirket  genel kurulunda alınan dava konusu kararların yokluğunun tespitine karar verilmesi gerekirken, İlk Derece Mahkemesince dava konusu gündem maddeleriyle alınan kararların iptaline, Bölge Adliye Mahkemesi hukuk dairesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi doğru olmamakla birlikte somut olaya ve dosya kapsamına göre anılan hususun sonucuna etkili olmadığı gözetilerek bozma nedeni yapılmamıştır.<br><br>3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre yukarıda belirtilen husus dışında usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. <br><br>VI. KARAR <br>Açıklanan sebeplerle; <br>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, <br><br>Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, <br><br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, <br><br>01.07.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br><br>  <br><br><br><br><br><br>\t<br><br><br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"56537b7317f8e7a4","SID":"ac46332c3fbb9119"}}