{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">11. Hukuk Dairesi         2023/840 E.  ,  2024/4172 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t\t: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t\t\t: 2022/1772 Esas, 2022/1816 Karar <br>HÜKÜM\t\t\t: Esastan ret <br>İLK DERECE MAHKEMESİ                    :  İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>SAYISI\t\t: 2022/45 E., 2022/243 K.\t\t<br><br>Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir. <br><br>Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. <br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.<br> <br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka tarafından müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, takip konusu yapılan ve ihtiyati haczin de dayanağı olan senetteki imzanın müvekkiline ait olmadığını, icra takibinden önce de bankanın müvekkiline gönderdiği ihtarnameye cevaben müvekkilinin davalı bankanın şubesine giderek senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığını bildirdiğini, banka yetkililerin isim benzerliği nedeniyle müvekkiline ihtarın gönderildiğinin beyan edildiğini, buna rağmen icra takibine geçildiğini ileri sürerek takip dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine ve davalı hakkında para cezası uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 18.01.2022 tarihinde açıldığını, davacının icra takibinde sehven borçlu olarak gösterildiğini, T.C numarasının yanlış yazıldığını, 23.12.2021 tarihinde icra müdürlüğüne durum bildirildiğinde henüz ödeme emrinin kesinleşmediğini fakat ödeme emrinin davacıya tebliğe çıkarılmış olduğunu, icra müdürünün tebligat postane aşamasında olduğundan dolayı başvuruları anında herhangi bir işlem yapamadığını, tebligatın dönüşünün beklenilmesi zorunda kalındığını, tebligatın davacıya 30.12.2021 tarihinde tebliğ olunduğunu ve tebligat parçası dönünce 17.01.2022 tarihinde yani davadan önce davacının icra takip dosyasından çıkarılmış olduğunu, dava anında davacının icra dosyasında taraf ve borçlu olmadığını, bu nedenle icra dosyası üzerinden menfi tespit talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddi ile davacı aleyhine tazminata karar verilmesini istemiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile  davalı bankanın 10.12.2021 tarihli ihtiyati haciz kararına dayanarak davacı hakkında icra takibi başlattığı, gerek ihtiyati haczin gerek takibin dayanağı olan senedin borçlusunun ... Deri Sanayi ve Ticaret A.Ş., Bülent Duman, ... ve ... olduğu, davalı banka vekilinin 23.12.2021 tarihinde davacı ...'ın senette imzası olan avalist ... olmadığını, isim benzerliği nedeniyle sehven takip başlatıldığını icra müdürlüğüne beyan ettiği, icra müdürlüğü tarafından da 17.01.2022'de davacının icra dosyasından borçlu sıfatının sona erdirildiği, takip borçlusu olmaktan çıkarıldığı,  davanın menfi tespit davası olduğu, davacının davasını Anadolu Banka Alacakları İcra Müdürlüğünün 2021/116421 sayılı dosyasına özgüllediği, dolayısıyla bu icra dosyasında dava tarihinde borçlu değilse, iş bu menfi tespit davasını açamayacağı, borçlu bulunmadığı bir icra dosyasından dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesinin talep edilemeyeceği, davacının bu olaydan dolayı uğradığı ve uğramaya devam edeceği zararı bankaya karşı bir tazminat davasıyla isteyebileceği, ancak dava tarihinde artık borçlu olarak yer almadığı bir icra dosyasından dolayı menfi tespit talep edemeyeceği, davacının icra dosyasından davadan bir gün önce çıkarılması ve bu durumu bilmediği değerlendirilerek yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulmayabileceği değerlendirilmiş ise de davacının bu durumu bilerek dava açtıklarını, zira banka sistemleri üzerinde müvekkilinin halen borçlu olarak gösterildiği, halen hacizler geldiği sebebiyle bu davayı açtıklarını beyan ettiği, bu durumda davacı tarafın dava tarihinde icra dosyasındaki borçluluk durumunun sona ermiş bulunduğunu bilerek dava açtığı ve halen haklı olduğunu iddia etttiği nazara alındığında davalı lehine vekalet ücreti taktir edildiği gerekçesiyle davanın hukuki menfaat yokluğundan reddine karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar <br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br><br>B. İstinaf Sebepleri<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; adli yardım taleplerinin bulunduğunu, davalının hacizleri kaldırdığı ve davacının borçlu olmadığı tespitinin doğru olmadığını, davacının halen e-Devlet kayıtlarında ve UYAP'ta dosya borçlusu olarak görünmeye devam ettiğini, davalının açılmasına sebebiyet veren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin hesaplarının haczedilmesinin, iş yerine ödeme emri gönderilmesinin ve takibin kesinleştirilmesinin yanlış olduğundan bahisle geçiştirilemeyeceğini, Mahkemece delillerin toplanmadığını, müvekkilinin 1 milyon TL'den fazla borçlu olarak gösterilmesi sebebiyle psikolojisinin bozulduğunu ve yuvasının dağıldığını, senetteki imzayı inkar ettiklerini ancak mahkemenin imza incelemesi dahi yapılmadığını, borca itiraz ettiklerini, müvekkilinin kötüniyetli olarak borçlu gösterildiğini, banka hesaplarına haciz konulduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir. <br><br>C. Gerekçe ve Sonuç<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile  mahkemece hukuki menfaat yokluğundan davanın reddine karar verilmiş olmasında her hangi bir isabetsizlik bulunmadığı   gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br><br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar <br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. <br><br>B. Temyiz Sebepleri<br>Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin adli yardımdan yararlandığını, hukuki dinlenilme ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, UYAP'ta ve e-Devlette müvekkilinin hala borçlu göründüğünü, müvekkilinin banka hesabına haciz uygulandığını, güven kurumu olan bankaların yanlışlık yaptık demek hakkının bulunmadığını, mahkemece delillerin toplanmadığını, bankanın kusurlu ve kötü niyetli olduğunu, davalıya arabuluculuk sürecinde ulaşılamadığını, müvekkilini oyaladığını, dava açılmasını geciktirdiğini belirterek  kararın bozulmasını  istemiştir. <br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme <br>Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit  istemine ilişkindir.\t<br><br>2. İlgili Hukuk<br>1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.<br><br>2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. <br><br>3. Değerlendirme<br>1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br><br>2.Dava açılmadan önce yapılan arabuluculuk görüşmelerinde davalı tarafın icra takibinin sehven yapıldığını ve bu hususta icra dosyasına beyanda bulunulduğunu belirtmiş olduğu, davalı banka vekilinin söz konusu beyanının arabuluculuk son oturumunda tutanağa geçirildiği, davacının bu hususu bildiği halde işbu davayı açmasının hakkın kötüye kullanılması olduğu kabul edilmiştir. <br><br>3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. <br><br>VI. KARAR <br>Açıklanan sebeplerle; <br>Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, <br><br>Alınmadığı anlaşılan 427,60 TL temyiz ilam harcı ile 2.107,80 TL temyiz başvuru harcının HMK 339. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde adli yardımdan yararlanan temyiz eden davacıdan alınmasına,<br><br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, <br><br>22.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. <br><br><br><br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"325bac6121f08c7c","SID":"c7858d6367fffb88"}}