{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">5. Hukuk Dairesi         2023/11243 E.  ,  2024/5379 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>MAHKEMESİ\t: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2022/907 Esas, 2023/1224 Karar<br>DAVA TARİHİ\t: 21.06.2019<br>HÜKÜM/KARAR\t: Esastan ret<br>İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2019/311 Esas, 2021/635 Karar<br><br>Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili  istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın  kabulüne karar verilmiştir.<br><br>Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun  esastan reddine  karar verilmiştir.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;  gerekli şartları taşıdığı anlaşılan davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA\t<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;...Mahallesi 11160 ada 1 parsel sayılı taşınmaza kamulaştırma yapılmaksızın park yapılmak suretiyle fiilen el atıldığını belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin   davalı idareden tahsilini talep etmiştir.<br><br>II. CEVAP<br>Davalı idare vekili cevap dilekçelerinde özetle; davanın husumetten ve süre aşımından reddi gerektiğini, kamulaştırmasız el atma bulunmamakla birlikte hesaplamanın ilk el atma tarihine göre yapılması gerektiğini, sundukları emsallerin gözetilmesi gerektiğini, ileri sürerek davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, davacının payına düşen taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusu taşınmazda bulunan davacı payına ilişkin tapu kaydının iptali ile davalı  ... Belediyesi adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiştir. <br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin  yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı   süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br><br>B. İstinaf Sebepleri<br>Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazda Özel İdarenin paydaş olduğu gözetilerek Antalya Valiliğinin sorumlu tutulması gerektiğini, tespit edilen bedelin fahiş olduğunu, taşınmazın güncel değerinin hesaplandığını, dava konusu taşınmaz ile emsal alınan taşınmazın kıyasının hatalı olduğunu, emsalin uygun emsal olmadığını, yargılama giderleri ile vekâlet ücreti hesaplamalarının hatalı yapıldığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. <br><br>C. Gerekçe ve Sonuç<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın   imar planında semt spor olarak ayrıldığı, hükme esas alınan raporda, taşınmazın vasfının arsa olarak değerlendirilip 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca değer biçilmesinde isabetsizlik bulunmadığı, taşınmaza fiilen el atılması nedeniyle ve el atan kurumun ... Belediyesi olması nedeniyle davalı tarafın husumete yönelik istinaf istemlerinin yerinde olmadığı, davanın kamulaştırmasız el atmaya yönelik tazminat istemi olması nedeniyle, değerlendirmenin davanın açılış tarihi itibarı ile yapılıp, davanın açılış tarihi itibarıyla faize hükmedilmesinde usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı, dava konusu taşınmaz ile emsal taşınmazın eksik ve üstün yanlarının hükme esas alınan bilirkişi raporunda tartışıldığı, dava konusu taşınmazın m² birim fiyatının dava tarihi olan 21.06.2019 tarihi itibarıyla yerinde olduğu, tespit edilen miktar üzerinden davacının hisselerine düşen tazminat miktarlarının hüküm altına alındığı anlaşıldığından, davalı tarafın istinaf isteminin esastan   reddine karar  verilmiştir.<br><br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.<br><br>B. Temyiz Sebepleri<br>Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.<br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme<br>Uyuşmazlık, davacı tapu maliki ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili  istemine ilişkindir.<br><br>2. İlgili Hukuk<br>1.  6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. <br><br>2. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar sayılı kararının ilgili bölümü şöyledir: “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, esas itibarıyla, gayrimenkulünü yola kalbeden amme hükmi şahsiyeti aleyhine meni müdahale davası açmağa hakkı olduğuna, ancak dilerse bu fiili duruma razı olarak, mülkiyet hakkının amme hükmi şahsiyetine devrine karşılık gayrimenkulünün bedelinin tahsilini de dava edebileceğine ve isteyebileceği bedelin de mülkiyet hakkının devrine razı olduğu tarih olan dava tarihindeki bedel olduğuna 16.05.1956 tarihinde ilk toplantıda ittifakla karar verildi.” <br><br>3. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararı ile “... Usûlü dairesinde istimlak muamelesine tevessül edilmeksizin gayrimenkulü yola kalbedilen şahsın, gayrimenkulünün bedelinin tahsiline ilişkin olarak, gayrimenkulünü yola kalbeden hükmü şahsiyeti aleyhine açacağı bedel davasında müruruzamanın mevzuubahis olamayacağına ve bu itibarla da, hadisede Borçlar Kanunu'nun 66. maddesinin tatbik kabiliyeti bulunmadığına ...” karar verilmiştir.<br><br>4. 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesi.<br> <br>3. Değerlendirme<br>1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>\t<br>2. Dava konusu taşınmaza semt spor sahası ve park yapılmak suretiyle kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığı anlaşıldığından arsa niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal kıyaslaması suretiyle değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin davacıya ödenmesine karar verilmesi yerindedir.<br>          <br>3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre; davalı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.<br><br> 4.  Eldeki davada taşınmaza 04.11.1983 tarihinden sonra el atılmıştır. 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası; “Bu Kanun kapsamında açılan davalarda verilen bedel ve tazminat kararlarına ilişkin mahkeme ve icra harçları, davalı idare tarafından ödenmek üzere maktu olarak belirlenir.” şeklinde düzenlenmiştir. 2942 sayılı Kanun'un 6487 sayılı Kanun'la değiştirilen Geçici 6 ncı maddesinin onikinci ve onüçüncü fıkraları; \"09.10.1956 ile 04.11.1983 tarihini kapsayan dönemde oluşan mağduriyetin giderilmesi amacıyla getirilen ve malikler aleyhine bir takım hükümler içeren bu istisnai düzenlemenin 04.11.1983 tarihinden sonraki dönem içinde uygulanmasının hukuk güvenliğini zedeleyeceği\" gerekçesiyle ve Anayasa'nın 2 ncı ve 35 inci maddelerine aykırı bulunarak 13.03.2015 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 13.11.2014 tarihli ve 2013/95 Esas, 2014/176 Karar sayılı kararıyla iptal edilmiştir. 2942 sayılı Kanun'da 04.11.1983 tarihinden sonraki fiili el atmalara ilişkin başkaca bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu nedenle kaynağını Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun, 16.05.1956 tarihli ve 1956/1 Esas, 1956/6 Karar ile 16.05.1956 tarihli ve 1954/1 Esas, 1956/7 Karar sayılı kararlarından alan 04.11.1983 tarihinden sonra fiilen el atılan taşınmazlar yönünden, kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretinin nispi olarak uygulanması gerektiğinden 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrasının uygulanma imkanı bulunmamaktadır.<br><br>5. Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararının nispi harca ilişkin bölümüne dokunulmaksızın istinaf isteminin şeklî olarak esastan reddine karar verildikten sonra istinaf harcının maktuya çevrilerek nispi harcın bakiyesinin iadesine karar verilmesi suretiyle 1983 sonrası fiili el atma nedeniyle açılan tazminat davalarında Ek Madde 4 gereğince maktu harç alınacağı yönünde irade ortaya konulmuş ancak kamu düzenine ilişkin ve yargılamanın her aşamasında gözetilmesi gereken ve İlk Derece Mahkemesinde nispi alınan harcın 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 2 numaralı alt bendi uyarınca yeniden esas hakkında hüküm kurulması suretiyle düzeltilmesi yoluna gidilmeden 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrasından istifade ile Yargıtayın harca yönelik uygulamasının etkinliğinin ortadan kaldırılması bu şekilde Yargıtayın içtihat birliğini sağlama görevinin devre dışı bırakılarak hukukî öngörülebilirlik ve hukukî güvenliğin zedelenmesi sonucunu doğurduğundan kararın bozulması gerekir.<br><br>Ne var ki bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.  <br><br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeple;<br>1.Davalı ... vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine,<br><br>2.Kamu düzenine ilişkin olduğundan alınması gereken harç yönünden yapılan inceleme neticesinde, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi ilamının hüküm fıkrasının, (3) numaralı bendi hükümden çıkartılarak yerine “Alınması gereken  20.716,55 TL karar ve ilam harcından davalı tarafça yatırılan 5179,14 TL harcın   mahsubu ile eksik kalan  15.537,41TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına \" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK  ONANMASINA,<br><br>Davalı ... Başkanlığından aşağıda yazılı kalan harcın alınmasına,<br><br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br><br><br><br><br>02.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br> <br>  <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"897698004ab8309d","SID":"b00096ab940f8547"}}