{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">12. Ceza Dairesi         2023/6824 E.  ,  2024/3881 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t:Ceza Dairesi <br>SAYISI\t: 2023/797 E., 2023/1330 K.<br>DAVA\t: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat<br>HÜKÜM\t: Düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi<br>TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ\t: Onama <br><br>Davacı hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve  5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:<br><br>I. HUKUKÎ SÜREÇ <br>İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı, tutukluluk ve el koyma nedeniyle 100.000 TL maddi ve 200.000 TL manevi tazminatın  dava  tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile gözaltında geçirdiği sürelere göre takdir edilen 4.183,34 TL maddi, 6.300 TL manevi tazminatın dava tarihi olan 28.02.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Hazine'den alınarak davacıya verilmesine, el konulan 1 adet 7,62 mm çaplı 56-127038776 seri numaralı kalaşnikof marka tüfek için 2.000 TL ücret takdirine, bu bedelin hazineden alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.<br><br>2. Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvuruları üzerine yapılan inceleme neticesinde; hükümdeki  hükümdeki maddi ve manevi tazminat miktarlarının \"4.390,33 TL\" maddi ve \"10.000 TL\" manevi olarak düzeltilmesi ve hükümde \"El konulan 1 adet 7,62 mm çaplı 56-127038776 seri numaralı kalaşnikof marka tüfek için 2.000 TL ücret takdirine, bu bedelin hazineden alınarak davacıya ödenmesine,\" şeklinde geçen bendin hükümden çıkartılması sureti ile istinaf başvurularının düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>3.Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 15.05.2023 tarih, 2021/7904 Esas, 2023/1638 Karar sayılı ilamıyla: \"Maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;<br><br> a. Davacının tutuklandığında işçi olarak çalıştığı ve dosya içerisindeki SGK hizmet bilgisi evrakı ve Türkiye Elektromekanik Sanayi Genel Müdürlüğü Diyarbakır İşletme Müdürlüğünün 14.02.2017 tarihli cevabı yazısına göre davacının çalışmakta iken en son ödenen brüt ücretinin 820,53 TL olduğunun bildirildiğinin anlaşılması karşısında; davacının net maaşının belirlenerek Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca 16 yaşından büyükler için belirlenen net asgari üzerinde olduğunun tespit edilmesi halinde bu miktar üzerinden hesaplanacak miktarın gelir kaybı olarak tayini gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi hukuka aykırı görülmüştür.<br><br>  b.Davacının kıdem tazminatı, kadro atamasından yararlanamamasından kaynaklanan benzeri işçi alacaklarının 5271 sayılı Kanun'un 141 ve devamı maddelerine göre belirlenmesi gereken maddi zarar kapsamında hüküm altına alınamayacağı dikkate alındığında, maddi tazminat hesabına dahil edilmemesinde isabetsizlik görülmemiştir.<br><br> c. Bölge Adliye Mahkemesince davacıda ele geçirilen kalaşnikof marka tüfeğe ve tabancaya ilişkin olarak TCK'nın 54. maddesi gereğince müsadere kararı verildiği, verilen hükmün yasa yoluna başvurulmadan kesinleştiği, bu nedenle el konulan kalaşnikof marka tüfek için ilk derece mahkemesince ücret takdir edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davacının bu hususa yönelik talebinin reddedilmesinde hukuka aykırılık bulunmamıştır. <br><br>d. Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, davacı lehine hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına neden olan olayın cereyan tarzı, tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar ile tazminat davasının kesinleşeceği tarihe kadar faizi ile birlikte elde edeceği parasal değer dikkate alınıp, hak ve nesafet ilkelerine uygun, makul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, belirlenen ölçütlere uymayacak miktarda eksik manevi tazminata hükmolunmasının\" kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmuştur.<br><br>4. Bozmaya uyan Bölge Adliye Mahkemesince yeniden yapılan inceleme neticesinde; ilk derece mahkemesince 4.183,34 TL olarak hükmedilen maddi tazminat miktarının 6.468,00 TL'ye çıkarılması, 6.300,00 TL olarak hükmedilen manevi tazminat miktarının 35.000,00 TL'ye çıkarılması, davacı lehine 1.255,00 TL olarak hükmedilen nisbi vekalet ücretinin de 4.360,00 TL maktu vekalet ücreti olarak değiştirilmesi suretiyle, hukuka aykırılıkların düzeltilerek istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>5.  Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.<br><br><br>II. TEMYİZ SEBEPLERİ <br>Davacı vekilinin temyiz sebepleri; eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulduğuna dava dilekçesinde el konulan silah ile ilgili tazminat talep edilmesine rağmen bu hususta hüküm kurulmadığına, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının eksik olduğuna ve vekalet ücretine ilişkindir.<br><br>III. DAVANIN KONUSU<br>İlk derece mahkemesince tazminat talebinin dayanağı olan Diyarbakır 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/347 Esas - 2017/8 Karar sayılı ceza dosyası kapsamında, davacının suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak suçundan  27.07.2007 - 16.05.2008 tarihleri arasında 294 gün gözaltı/tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, beraat hükmünün 17.02.2017 tarihinde kesinleştiği, gözaltı/tutuklama tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı ve kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğu belirlenerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br><br>İlk Derece Mahkemesince kısmen kabul edilen davada, Bölge Adliye Mahkemesince hükmün maddi,  manevi tazminat miktarı ve vekalet ücreti yönünden düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.<br><br>IV. GEREKÇE VE KARAR<br>Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davaları her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemeleri Kanunu'nda düzenlenmiş ise de özel hukuk yanı ağır basan bir dava olması nedeniyle bu Kanunda düzenlenme bulunmayan hallerde tazminat hukukunun genel prensipleri çerçevesinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun uygulanması gerekmektedir.<br><br>Bölge adliye mahkemesinin düzeltilerek esastan ret kararının Dairemizce bozulması üzerine, bozma ilamı üzerine doğrultusunda yapılacak işlemlere ilişkin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nda ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer alan yasal düzenlemeler incelendiğinde; <br><br>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri;<br><br>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun \"Yargıtay kararının gönderileceği merci\" başlığı altında düzenlenen 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; \"Yargıtay, dosyayı 303 üncü maddede belirtilenlerin dışında kalan hâllerde yeniden incelenmek ve hüküm verilmek üzere hükmü bozulan bölge adliye mahkemesine veya diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderir.\",<br><br>Aynı maddenin (b) fıkrasında ise;  \"Hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddi kararına ilişkin ise dosya, gereği için kararı veren ilk derece mahkemesine ya da bozma kararının içeriği doğrultusunda Yargıtayca uygun görülmesi halinde bölge adliye mahkemesine gönderilir.\"<br><br>5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun \"Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri\"  başlığı altında düzenlenen 307 nci maddesinin birinci  fıkrasında; \"Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br><br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri;<br><br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun \"Bozmaya uyma ve direnme\" başlığı altında düzenlenen 373 üncü maddesinin ikinci fıkrasında; \"Bölge adliye mahkemesinin düzelterek veya yeniden esas hakkında verdiği karar Yargıtayca tamamen veya kısmen bozulduğu takdirde dosya kararı veren bölge adliye mahkemesi veya uygun görülen diğer bir bölge adliye mahkemesine gönderilir.\";<br><br>Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise; \"Bölge adliye mahkemesi, 344 üncü madde uyarınca peşin alınmış olan gideri kullanmak suretiyle, kendiliğinden tarafları duruşmaya davet edip dinledikten sonra Yargıtayın bozma kararına uyulup uyulmayacağına karar verir.\"şeklinde düzenleme yapılmış olup; bölge adliye mahkemesince, bozma kararına uyulduğu takdirde, bozma kararı doğrultusunda işlem yapılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekir.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br><br> Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2021 tarihli 2021/(21)10-227 Esas- 2021/1455 Karar sayılı ilamına göre; \"..Bölge adliye mahkemesi yaptığı değerlendirme sonucu bozma kararının doğru olduğu kanaatine varırsa bozmaya uyulmasına karar verecektir. Bozmaya uyma kararı ile birlikte kendisi için o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğünün doğacağı, ayrıca uyma kararının, mahkemenin vermiş olduğu önceki kararın hatalı olduğu ve Yargıtay'ın bozma kararı doğrultusunda yeniden inceleme yaparak karar vereceği anlamına geldiği, diğer yandan bölge adliye mahkemesinin ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak düzelterek veya yeniden esas hakkında hüküm vermesi ve bu hükmün de Yargıtay tarafından bozulması ile ilk derece mahkemesi kararı hayatiyetini kaybetmiş olacağı, hüküm mahkemesi sıfatıyla esas hakkında verdiği karara ilişkin bozma ilamına uyan bölge adliye mahkemesinin hüküm mahkemesi sıfatı devam ettiğinden bozma kararına uygun olarak esas hakkında uyuşmazlığı sona erdirecek, infaza elverişli bir karar vermesi gerekir.Aksine hukuk dünyasında geçerli ve sonuç doğurabilir bir ilk derece mahkemesi kararı varmış gibi bu karara yönelik istinaf incelemesi yapılarak istinaf başvurusunun veya başvurularının esastan reddine karar verilmesine olanak bulunmamaktadır. Kaldı ki ilk derece mahkemesi kararı kaldırarak yeniden esas hakkında hüküm kuran bölge adliye mahkemesince bu sefer bozmaya uyularak istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi hâlinde, birden çok bölge adliye mahkemesi kararı bulunduğu ve belki de yıllar önce verilen ve hukukî geçerliliğini yitirmiş bir ilk derece mahkemesi kararına yeniden hayatiyet kazandırmanın sakıncaları dikkate alındığında bu durumun, infazda tereddütlere ve karışıklıklara neden olacağı ve hükmün infazını engelleyeceği yönünde bir etki yapacağını belirtmek gerekir...\" .<br><br>Yukarıda belirtilen açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, bölge adliye mahkemesince davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvuruları üzerine yapılan inceleme neticesinde düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Dairece, bölge adliye mahkemesinin  yeniden tesis ettiği bu hüküm  bozulmuş ve dosya  esas hakkında yeniden hüküm kurulmak üzere bölge adliye mahkemesine gönderilmiştir. Dairece verilen bozma kararına uyulmakla gelinen safhada; artık davanın esası hakkında bozma kararına uygun olarak yeniden hüküm tesis edilmesi gerekirken, kaldırılan ilk derece mahkemesi kararına yönelik istinaf incelemesi yapılması ve davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülerek düzeltilerek istinaf  başvurusunun esastan reddine kararı verilmesi usul ve kanuna aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.<br><br>2)Bozma nedenine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.<br><br>Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, <br><br>Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 16. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, <br><br>11.07.2024 tarihinde karar verildi.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c48863a0232f08d2","SID":"4e9980d2416752c3"}}