{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">7. Hukuk Dairesi         2023/212 E.  ,  2024/291 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2021/1963 E., 2022/1577 K.<br>KARAR\t: Esastan ret<br>İLK DERECE MAHKEMESİ: Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2019/60 E., 2021/219 K.<br><br><br>Taraflar arasındaki inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince  davanın konusuz kalmış olduğundan reddine karar verilmiştir.<br>Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine  karar verilmiştir.<br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br> <br>I. DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Antalya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 665 ada 3 parsel sayılı taşınmazda 109 adet villa ve AVM yapımı için  dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti. ile sözleşme yaptığını, adı geçen şirketin edimlerini yerine getirmemesi üzerine sözleşmenin feshedildiğini, akabinde 20.05.2018 tarihli Kooperatif Genel Kurulu kararı ile dava dışı ... İnşaat Ltd. Şti. tarafından verilen müvekkilin banka kredi borçlarını derhal kapatacağına ilişkin taahhüdüne önem verilerek ... İnşaat Ltd. Şti. ile inşaat yapım sözleşmesi imzalaması hususunda Kooperatif Yönetim Kuruluna yetki verildiğini, dava dışı şirket davacı Kooperatifin banka kredi borcunu ödeme taahhüdünü yerine  getirmediği hâlde Yönetim Kurulunun dava konusu 3 adet bağımsız bölümü (DO, DP ve DR bağımsız bölümleri)... İnşaat Ltd. Şti.'ne temlik ettiğini, akabinde geri alınarak Kooperatif Denetim Kurulu üyesi olan davalı adına tescil edildiğini, 06.01.2019 tarihli Genel Kurul Toplantısında davalının dava konusu bağımsız bölümlerin davacı Kooperatife ait olduğunu kabul ettiğini, bu toplantıda usulsüz devir işlemlerine sebebiyet veren ilgiliden harç ve masrafların tahsil edileceği yönünde karar alındığını, davalıya 14.01.2019 günlü ve 1083 yevmiye sayılı ihtarname keşide edilerek dava konusu bağımsız bölümlerin davacıya devrinin istendiğini, davalının 28.01.2019 tarihli ve 1551 yevmiye sayılı cevabında tapu harç ve masrafları, ihtarname gideri ile yol gidiş - dönüş masrafının karşılanması hâlinde devre hazır olduğunu bildirdiğini, Genel Kurul kararına göre usulsüz devir nedeniyle meydana gelecek masrafın davalı tarafından karşılanması gerektiğini iddia ederek dava konusu 3 adet villanın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu bağımsız bölümlerin davacıya ait olduğu yönünde taraflar arasında ihtilaf bulunmadığını, ihtilafın devirdeki harç ve masrafın hangi tarafça karşılanması gerektiği hususunda toplandığını, müvekkilinin dava konusu villaları Yönetim Kurulu kararı ile devraldığını, riskin sona erdirilmesi için derhal devir gerçekleşmesi gerektiğinden Yönetim Kurulunun bu yönde karar aldığını, Yönetim Kurulunun 07.10.2018 tarihli kararında devir harç ve masraflarının Kooperatif tarafından karşılanacağının belirlendiğini, usulsüz devirde müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, davada hukuki yarar bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.<br><br>Davalı yargılama sırasında 06.07.2021 tarihinde dava konusu bağımsız bölümleri davacı kooperatife devretmiştir.<br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin 13.07.2021 tarihli ve 2019/60 Esas, 2021/219 Karar sayılı kararı ile \"taraflar arasındaki inanç sözleşmesinde  tapu devirlerindeki harç ve masrafların davacı Kooperatif tarafından karşılanacağının kararlaştırıldığını,  davalının tapu harç ve masrafları davacı tarafça karşılanmadığı takdirde taşınmazı devretme yükümlülüğünün olmadığı, davacı tarafça tapu harç ve masrafları karşılanmaması üzerine davalı tarafça tapunun geri devredilmediği karşılanması halinde de tapunun davacıya devredildiğinin anlaşıldığı, tapuyu devretmemek hususunda davalı tarafın dava açıldığı tarihte haklı olduğu kanısına varıldığı\" gerekçesiyle davanın konusu kalmamış olduğundan reddine karar verilmiştir.<br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuran<br>    İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br><br>B. İstinaf Sebepleri<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki beyanlarını tekrar ederek yargılama giderlerinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalıya yüklenmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.<br><br>C. Gerekçe ve Sonuç<br>Bölge Adliye Mahkemesinin 03.11.2022 tarihli ve 2021/1963 Esas, 2022/1577 Karar sayılı kararı \"İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu\" gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Yoluna Başvuran<br>Bölge Adliye Mahkemesinin  kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.<br><br>B. Temyiz Sebepleri<br>Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri belirterek temyiz isteminde bulunmuştur.<br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Uyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.<br>                            <br>2. İlgili Hukuk<br>          1. İnanç sözleşmesi, 05.02.1947 tarihli ve 20/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca; ancak yazılı delille kanıtlanabilir. Bu yazılı delil, tarafların getirecekleri ve onların imzalarını taşıyan bir belge olmalıdır.<br><br>         2. Açıklanan nitelikte bir yazılı delil bulunmasa da, taraflar arasındaki uyuşmazlığın tümünü kanıtlamaya yeterli sayılmamakla beraber bunun vukuuna delalet edecek karşı tarafın elinden çıkmış (inanılan tarafından el ile yazılmış fakat imzalanmamış olan bir senet veya mektup, daktilo veya bilgisayarla yazılmış olmakla birlikte inanılanın parafını taşıyan belge, usulüne uygun onanmamış parmak izli veya mühürlü senetler gibi) “delil başlangıcı” niteliğinde bir belge varsa 6100 sayılı Kanun’un 202 nci maddesi uyarınca inanç sözleşmesi “tanık” dahil her türlü delille ispat edilebilir.<br><br>        3. Yazılı delil veya “delil başlangıcı” yoksa inanç sözleşmesinin ikrar (6100 sayılı Kanun’un 188 inci maddesi ile 225 nci maddesi v.d) yemin gibi kesin delillerle de ispat edilmesi olanaklıdır. Davacının yemin deliline dayanması hâlinde hakimin davacıya bu hakkını hatırlatması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 09.12.2015 tarihli ve 2014/14-516 Esas, 2015/2838 Karar sayılı kararı da bu doğrultudadır.<br><br>        4. İnanç sözleşmesinden ... davalar için özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı) 125 inci maddesi hükmü gereğince inanç sözleşmesinden kaynaklanan davalarda zamanaşımı süresi on yıl olarak kabul edilmektedir.<br><br>3. Değerlendirme<br>1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.<br><br>2. Kamu düzeni gereğince re'sen yapılan incelemeye göre;<br><br> Yargılama sırasında davalı, dava konusu bağımsız bölümleri davacıya devretmiştir. Bu durumda davanın konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br><br> 3. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekmiştir.<br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeplerle;<br>1. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının REDDİNE,<br><br>2. Kamu düzeni gereğince re'sen yapılan inceleme sonucu temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,<br><br>3. Antalya 9. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.07.2021 tarih ve 2019/60 Esas, 2021/219 Karar sayılı kararının hüküm sonucunun 1 numaralı paragrafının kaldırılarak yerine \"Davanın konusu kalmadığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına\" cümlesinin yazılmasına, hükmün DÜZELTİLMİŞ ve DEĞİŞTİRİLMİŞ bu şekli ile ONANMASINA,<br><br>İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine,<br><br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,<br><br>18.01.2024 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.<br><br> <br><br><br>  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"75a7a6e240cc82c2","SID":"4fae229659d613fa"}}