{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">11. Ceza Dairesi         2023/3822 E.  ,  2024/6858 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t:Sulh Ceza Hakimliği  <br>SAYISI\t: 2022/3070 Değişik iş <br>SUÇ\t: Resmi belgede sahtecilik<br>KARAR\t: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi<br>KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı<br>TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: İlgili kararın kanun yararına bozulması<br><br>Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığının 03.10.2022 tarihli ve 2021/14521 Soruşturma, 2022/8501 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Manavgat 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.11.2022 tarihli ve 2022/3070 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 02.11.2022’de kesinleştiği belirlenmiştir. <br>Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 13.05.2023 tarihli ve 2023/4412 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61923 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: <br><br>I. İSTEM<br>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.07.2023 tarihli ve KYB-2023/61923 sayılı kanun yararına bozma isteminin; <br>“5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında,<br>Dosya kapsamına göre;  müştekiler vekilinin 01/10/2021 tarihli şikayet dilekçesinde, müvekilleri müştekiler aleyhine şüpheli tarafından Manavgat 1. İcra Dairesinin 2021/3229 sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus icra takibi başlatıldığı ancak icra takibine konu senet üzerinde lehtar kısmına \"veya\" ibaresi ile Türk lirası olan miktar kısmının \"Euro\" ibaresi eklenmek suretiyle sahtecilik yapıldığını iddia ettiği somut olayda, Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, senet üzerindeki imzaların müştekilere ait olduğun taraf beyanları ve kriminal raporundan anlaşıldığı, şüpheli hakkında kamu davası açılmak için yeterli suç şüphesinin mevcut olmadığından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de,<br>Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığının şikayete konu senet üzerinde kriminal incelemesine ilişkin 16/05/2022 tarihli talep yazısında, senet üzerindeki imza ve yazıların müştekiler ve şüpheliye ait olup olmadığına dair tespit yapılmasının talep edildiği, Antalya Kriminal Polis Laboratuvarınca düzenlenen ANT-BLG-22-01382 uzmanlık numaralı raporda da talep doğrultusuna inceleme yapılarak görüş belirtildiği, oysa ki şikayete konu senette tespit edilmesi gereken asıl hususun  senet üzerinde yer alan lehtar kısmına \"veya\" ibaresi ile Türk lirası olan miktar kısmının \"Euro\" ibaresinin sonradan eklenip eklenmediği ve/veya bu ibarelerin aynı kalem, aynı zaman ve aynı kişi tarafından yazılıp yazılmadığının belirlenmesi gerektiği, buna ilişkin bir tespit yapılmadığından belirtilen hususlara ilişkin bilirkişi raporu alınması, müştekilerin soruşturma aşamasında alınan beyanlarında şikayete konu senedin üzerindeki yazıların Avukat ... tarafından yazıldığının ifade edilmiş olması karşısında, öncelikli olarak adı geçen Avukatın açık kimliğinin tespiti ile tanık sıfatıyla beyanına başvurulması, gerekli olması halinde 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58/1. maddesi uyarınca soruşturma izni verilip verilmeyeceğinin takdiri için dosyanın Adalet Bakanlığı'na gönderilmesi sonucu şüphelinin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“<br>Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. <br><br>II. GEREKÇE<br>1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir.<br>2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; <br>“(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir.<br>...“<br>Şeklinde düzenlenmiştir.  <br>3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; <br>“(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren onbeş gün içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir.<br>(2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir.<br>(3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. <br>(4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.<br>...“<br>Hükümleri yer almaktadır. <br>4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. <br>5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir.<br>6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüpheli ...'ın, şikâyetçiler tarafından keşide edilen ve lehdarı olduğu 15.08.2021 ödeme tarihli, 100.000 Euro bedelli bonoya ilişkin Manavgat 1. İcra Dairesinin 2021/3229 Esas sayılı dosyası kapsamında icra takibi başlattığının, suça konu bononun lehdar bölümünde yer alan ve ibaresinin tahrif edilerek veya ibaresine dönüştürüldüğünün, bununla birlikte TL şeklinde verilen bonoda tahrifat yapılarak Euro ibaresinin yazıldığının iddia edilmesi üzerine başlatılan soruşturma kapsamında, şüphelinin alınan ifadesinde; suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, Antalya Bölge Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 21.06.2022 tarihli uzmanlık raporuna göre; borçlu imzalarının şikâyetçilerin eli ürünü olduğunun belirtildiği ve Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığının 03.10.2022 tarihli ve 2021/14521 Soruşturma, 2022/8501 Karar sayılı kararı ile \"...üzerinde değişiklik yapıldığı iddia olunan senetteki imzaların müştekilere ait olduğunun beyanlar ve kriminal rapordan anlaşıldığı, şüphelinin senet üzerinde değişiklik yaptığı soyut beyan harici somut yazılı başkaca delil ile ispat edilemediği, şüphelinin alınan savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediği,  CMK 170. Maddesinin 2. fıkrasına göre, şüpheli kimseler hakkında iddianame düzenlenebilmesi için soruşturma sonucunda en azından yeterli suç şüphesine ulaşılmasının gerekli olduğu bu bağlamda açılacak bir kamu davasında şüphelinin mahkum olmasının ihtimalinin beraat etme ihtimalinden yüksek olduğuna dair Cumhuriyet Başsavcılığımız nezdinde bir kanaatin oluşması gerektiği, bunu hukukun evrensel ilkesi olan kişilerin asılsız veya delilsiz suçlamalarla lekelenmeme haklarının bir gereği olduğu ve bu bağlamda şüpheliler hakkındaki suç iddiasının tüm delillerin toplanmasına rağmen yeterli suç şüphesi seviyesinde olgunlaşamadığı...\" gerekçesiyle  kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; şikâyete konu eylemin imza sahteciliği değil bonoda tahrifat iddiasına ilişkin olduğunun anlaşılması karşısında; herhangi bir tahrifat bulunup bulunmadığına ilişkin bilirkişi incelemesi yaptırılması, taraflar arasındaki İcra Hukuk Mahkemesi dava dosyasının getirtilmesi, bu dosya kapsamında alınan uzmanlık raporunun incelenmesi, gerekmesi halinde dosyanın yeniden bilirkişiye gönderilmesi, sonucuna göre şüphelinin hukuki durumunun takdir ve tayin edilmesi gerekirken, eksik soruşturma ve hatalı gerekçe ile verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.<br><br>III. KARAR <br>1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,<br><br>2. Manavgat 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.11.2022 tarihli ve 2022/3070 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,<br><br>5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına <br><br>TEVDİİNE, <br><br>20.05.2024 tarihinde karar verildi. <br><br>  <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"9db15e01d22e6f8a","SID":"9f1661bf34dea6e2"}}