{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">9. Hukuk Dairesi         2023/18869 E.  ,  2024/1621 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">MAHKEMESİ\t: Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi<br>SAYISI\t: 2023/1458 E., 2023/1910 K.<br>KARAR\t: İstinaf başvurusunun esastan reddi <br>İLK DERECE MAHKEMESİ\t: Bursa 7. İş Mahkemesi<br>SAYISI\t: 2022/99 E., 2023/171 K.<br><br>Taraflar arasındaki ihtiyari arabuluculuk anlaşma belgesinin iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince  davanın reddine karar verilmiştir.<br><br>Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki  belgeler incelenip gereği düşünüldü:<br><br>I. DAVA\t<br>Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin çalıştığı işletmenin davalı Şirkete devredildiğini, davacının, işletmenin devri nedeniyle işsiz kalacağı ve kıdem tazminatı başta olmak üzere işçi-işveren ilişkisinden kaynaklı alacaklarını alamama endişesi taşıdığı süreçte davalı yanın devreye girdiğini, davacının alacaklarının bir kısmını alacağı ümidiyle ve fakat imzaladığı \"Anlaşma Tutanağı\" başlıklı evrakın arabuluculuk sözleşmesi olduğunu bilmeden imzalayarak sözleşmenin tarafı olduğunu, davalı Şirketin arabulucuk sözleşmesine temel teşkil eden  işçi-işveren ilişkisinde taraf olmayıp üçüncü kişi olduğunu, arabuluculuk faaliyetinin üçüncü kişinin seçtiği yerde gerçekleştirildiğini, arabulucunun seçimi hususunda davacının  bir talebinin, etkisinin, katkısının veya rızasının olmadığını, arabulucunun kendisini tanıtmadığını,  yapılan işin niteliğinden bahsetmediğini,  işveren vekili gibi hareket ettiğini, görevini özenle, tarafsız bir biçimde ve şahsen yerine getirmediğini, alacak miktarının ne olduğunun kalem kalem bildirilmediğini ve zorunlu olduğu hâlde banka aracılığı ile hesaplarına yatırılmadığını,   makbuz karşılığı ödendiği konusunda belge imzalatılarak belge  tarihlerinde oynama yapıldığını, tarafsız olmayan arabulucu eli ile düzenlenen belge içeriğinde arabuluculuk faaliyeti ile ilgisi olmamasına rağmen davalı yanın defaatle iyiniyetli olarak  tanımlandığını, yine  sözleşme serbestisine  ve doğmamış bir haktan peşinen feragat edilemeyeceği evrensel hukuk ilkesine aykırı olarak davacının  tasarrufun iptali davası açmayacağına  dair hükümlerin özellikle belgeye konulduğunu, nitekim açmış oldukları tasarrufun iptali davasının ihtiyari arabuluculuk tutanağının varlığından bahisle reddedildiğini belirterek  08.11.2014 tarihli ihtiyari arabuluculuk anlaşma tutanağının  geriye dönük olarak iptaline  karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı yan tarafından davanın 1 yıllık hak düşürücü sürede açılmadığını,  davacı ile davalının yetkilendirilen arabulucu önünde serbest iradeleriyle bir arabuluculuk anlaşması düzenlediğini, davacı tarafın, alacağını 4.000,00 TL ile sınırlandırdığını ve bu bedeli de arabulucu önünde tahsil ettiğini, açılan davanın bu açıdan da haksız ve açık kanun hükmüne aykırı olduğunu, arabuluculuk konusunda gerekli bilgilendirmelerin yapıldığını, arabulucunun görevini bağımsız ve tarafsız bir şekilde yerine getirdiğini,  davacının  haklarını aldığı ve anlaştığı bir hususta, anlaşma tutanağının iptalini talep etmek suretiyle kanunun amir hükmüne aykırı davrandığını savunarak davanın reddini istemiştir. <br><br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; delil durumu dikkate alındığında, arabuluculuk tutanağı tarihinden yaklaşık 5 yıl 2 ay sonra ileri sürülen, davacının anlaşma tutanağı tanzim edilirken iradesinin fesada uğratıldığına ve arabulucunun tarafsız olmadığına dair iddiasını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. <br><br>IV. İSTİNAF<br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br><br>B. İstinaf Sebepleri<br>Davacı vekili; dava dilekçesindeki iddiaları tekrar ederek istinaf yoluna başvurmuştur. <br><br>C. Gerekçe ve Sonuç<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; anlaşma tutanağının düzenlendiği tarihten yaklaşık beş yılı aşan süre sonrasında arabuluculuk görüşmeleri sırasında davacının iradesinin fesada uğratıldığına dair iddianın somut ve kesin delillerle ispatlanarak anlaşma tutanağının aksi ispat edilemediğinden, istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.  <br><br>V. TEMYİZ<br>A. Temyiz Yoluna Başvuranlar<br>Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.<br><br>B. Temyiz Sebepleri<br>Davacı vekili; dava dilekçesi ve istinaf dilekçesinde belirttiği sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.<br><br>C. Gerekçe<br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Uyuşmazlık, arabuluculuk süreci sonucunda imzalanmış anlaşma tutanağının iptaline dair koşulların bulunup bulunmadığına ilişkindir. <br><br>2. İlgili Hukuk<br>1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile  370 ve 371 inci maddeleri.<br><br>2.  6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18 inci maddesi, <br><br>3. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun   27, 30, 39  ve 420 nci maddeleri.<br><br>3. Değerlendirme<br>1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un  371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.<br>2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile  kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.<br><br>VI. KARAR<br>Açıklanan sebeple;<br>Temyiz olunan  Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,<br><br>Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,<br><br>Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, <br><br>07.02.2024  tarihinde oy birliğiyle karar verildi.<br><br><br>  <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e069e9eb32e4eb3d","SID":"5ed85564ae2d5f1c"}}