{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">9. Ceza Dairesi         2023/10460 E.  ,  2023/8866 K.</font></b><ul><li style=\"font-family:Verdana;font-size:12;font-weight:bold\"></li></ul><ul style=\"list-style-type: circle;font-family:Verdana;color:#104d96;font-size:12\"></ul><br>\n<b><font face=\"Verdana\" size=\"2\">\"İçtihat Metni\"</font></b><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>MAHKEMESİ\t:Ceza Dairesi<br>SAYISI\t: 2023/290 E., 2023/436 K.<br>SUÇLAR \t: Çocuğun nitelikli cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma<br>HÜKÜM\t: İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı<br>TEMYİZ EDENLER \t: Sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili, katılan mağdure vekili<br>TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ\t: Onama<br><br>İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:<br><br>I. HUKUKÎ SÜREÇ<br>1.\tElazığ 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.11.2022 tarihli ve 2022/44 Esas, 2022/352 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 103 üncü maddesinin ikinci fıkrası, 43 üncü ve 62  nci maddesi  uyarınca 16 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan aynı Kanun'un 109 uncu maddesinin birinci fıkrası, üçüncü fıkrasının (f) bendi, beşinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına  karar verilmiştir.<br><br>2. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 16.05.2023 tarihli ve 2023/290 Esas, 2023/436 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik yapılan istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.<br><br>3. Dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.<br><br>II. TEMYİZ SEBEPLERİ<br>A. Katılan Mağdure Vekilinin Temyiz İstemi<br>Sanık hakkında alt sınırdan ceza verilmemesi gerektiğine, zincirleme suç hükümlerinin 1/4 oranında uygunlanmasının hatalı olduğuna, katılan mağdurenin yaşının küçük olmasından rahatsızlık duymamış olması nedeniyle takdiri indirim yapılmaması gerektiğine ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.<br><br>B. Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemi<br>Sanık hakkında alt sınırdan ceza verilmemesi gerektiğine, katılan mağdurenin yaşadığı psikolojik travma nedeniyle hakkında takdiri indirim yapılmaması gerektiğine, Bakanlık lehine vekalet ücreti verilmesi gerektiğine  ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.<br><br>C. Sanık Müdafinin Temyiz İstemi<br>Sanığın katılan mağdurenin yaşı konusunda hataya düştüğüne, Mahkemenin kararının çelişkili olduğuna, sanığın ceza evinden çıktıktan sonra katılan mağdure ile cinsel ilişki yaşamadığına ve dilekçesinde belirttiği diğer hususlara ilişkindir.<br><br>III. OLAY VE OLGULAR<br>Temyizin kapsamına göre; <br>A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü<br>Olay tarihinde katılan mağdure ...'in anne ve babasından ayrı halasının yanında yaşadığı, sanık ile doğum gününde yani 11.07.2020 tarihinde Elazığ ilindeki bir parkta tanıştığı akabinde sevgili oldukları, 2020 yılının Ağustos aylarında katılan mağdurenin halasıyla tartışması üzerine sanık ...'in ailesiyle tanışmak üzere sanığın evine gittiği, tarafların evlenmesi için sanığın ve ailesinin bir kısım hazırlıklar yaptığı, sanık ile  katılan mağdurenin 22.09.2020 tarihinde ilk kez vajinal yoldan cinsel ilişkiye girdikleri bu cinsel ilişkilerin devam eden süreçte de aralıklarla sürdüğü son olarak katılan mağdurenin 2021 yılı mayıs-haziran aylarında hamile kaldığını anladığı, sanığın da bu cinsel ilişkileri doğruladığı ancak bu ilişkiler esnasında katılan mağdurenin yirmili yaşlarda olduğunu zannettiğini yaşının  küçük  olduğunu  bilmediğini bu şekilde suçta hataya düştüğünü savunduğu tarafların nüfus kayıt örneğini ve Mersin Toros Devlet Hastanesinin genel adlî muayene raporuna göre, 12.10.2021 tarihinde katılan mağdurenin 19 hafta 1 günlük hamile olduğu, çocuğun 01.02.2022 tarihinde tam ve sağ olarak doğduğu, sanığın tanıma suretiyle çocuğun babası olarak nüfus kaydının yapıldığı böylece katılan mağdurenin anlatımlarının resmi kayıtlar ve tıbbi belgelerle teyit edildiği, Mersin Üniversitesi Adlî Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının dosyada mevcut raporunda; “Mağdurenin 24.03.2021 tarihinde çekilen sol el, el bilek, sol dirsek lateral ve sol omuz AP ve pelvis AP direkt grafilerinin Adlî Tıp ve Radyoloji Anabilim Dallarında incelenmesi sonucunda; tıbbi, genetik, sosyal ve çevresel faktörün kemik gelişimini etkilediği bilinmekte olup geriye dönük olarak kesin yaş tayini yapılmasının tıbben mümkün olmamakla birlikte grafilerin çekildiği 24.03.2021 tarihinde 13 (on üç) yaşını tamamlamış, 15 (on beş) yaşını tamamlamamış kız çocuk kemik yaş standartları ile uyumludur” şeklinde tespitlere yer verildiği, ayrıca katılan mağdurenin anne ve babasının beyanlarında; katılan mağdurenin 2007 doğumlu olduğunu beyan ettikleri, bundan dolayı sanık ile katılan mağdure arasında cinsel ilişkinin gerçekleştiği tarihlerde katılan mağdurenin 15 yaşından küçük olduğu, katılan mağdurenin aşamalarda alınan beyanlarında bir çok çelişkili ifade verdiği sanığı suçtan ve cezadan kurtarmak için 07.12.2020 tarihli ifadesinde, sanık ile aralarında cinsel ilişki gerçekleşmediğini dahi ifade ettiği, dolayısıyla sanığın suç tarihlerinde katılan mağdurenin gerçek yaşını bilmediğine ilişkin katılan mağdure anlatımlarının inandırıcı ve samimi olmadığı, baskı ve yönlendirme ile verilen ifadeler olduğu bu nedenle itibar edilmesine olanak bulunmadığı, sanık ile katılan mağdurenin aniden tanışıp cinsel ilişkiye girmedikleri bir dönem arkadaşlık yaptıkları, uzaktan akraba oldukları, birbirlerini tanımaya fırsatları oldukları hatta taraflar arasında gerçekleşen ilk cinsel ilişkiden hemen önce düğün ve nikah hazırlıkları yapıldığı bu durum karşısında sanığın ve ailesinin katılan mağdurenin gerçek yaşını merak edip öğrenmemiş olmalarının hayatın olağan akışına uygun olmadığı, sanık hakkında müsnet suçtan soruşturma yapılıp hakkında tutuklama ve tahliye kararı verildikten sonra sanığın tahliye edilmesinin hemen akabinde 2021 yılı mayıs ayı içerisinde katılan mağdureyle vajinal yoldan cinsel ilişki gerçekleştirdiği bu nedenle katılan mağdurenin hamile kalıp doğum yaptığı sabit olmasına göre sanığın en başından beri katılan mağdurenin yaşının küçük olmasından herhangi bir çekincesi ve kaygısının bulunmadığı, soruşturma geçirmesine neden olduğu cinsel ilişkiye girdiği katılan mağdurenin yaşının küçük olduğunu net olarak öğrenmesine rağmen tahliye olduktan hemen sonra katılan mağdureyle cinsel ilişkiye girmeye devam etmesi karşısında, sanığın suç tarihlerinde katılan mağdurenin gerçek yaşını bilmediğine yönelik savunmaları tutarlı ve inandırıcı olmadığı, aksi yöndeki tanık anlatımlarınında samimi olmayıp akrabaları olan sanığı suçtan ve cezadan kurtarmaya yönelik olduğu anlaşılmış bu itibarla sanığın, katılan mağdurenin cinsel ilişkinin gerçekleştiği tarihlerde on beş yaşından küçük olduğunu bildiği sonucuna varıldığı, sanık müdafii, sanık ile katılan mağdurenin evlilik hazırlığına ilişkin düğün fotoğraflarını sunmuş ise de, bu fotoğrafların ne zaman çekildiğinin belli olmaması, katılan mağdureye yoğun bir makyaj yapılmak suretiyle olgun gösterilmeye çalışıldığının ilk bakışta anlaşılması nedeniyle bu fotoğraflara dayanan savunmalara da itibar edilmediği suç tarihlerinde sanığın katılan mağdurenin gerçek yaşını bildiği kabul edilerek sanığın cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmıştır.<br><br>B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü<br>İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bir isabetsizlik görülmediği anlaşılmıştır.<br><br>IV. GEREKÇE<br>1.\tMersin Üniversitesi Adlî Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan 14.04.2021 tarihli raporunun  Sosyal Hizmet Merkezi Müdürlüğünde görevli sosyoloğun katılan mağdureyi görerek düzenlediği 22.11.2021 tarihli raporunda katılan mağdurenin uzun boylu ve esmer tenli olduğu, kimlik yaşından oldukça büyük göründüğü ve yaşıtlarına göre fiziki olarak gelişiminin önde olduğuna ilişkin görüşü de nazara alınarak hastanece düzenlenen raporun içeriği itibarıyla yetersiz kaldığının anlaşılması karşısında, atılı suçun oluşumu ile niteliğine etkisi bakımından kayden 11.07.2007 doğumlu olup suç tarihi itibarıyla on dört yaşı içerisinde bulunan katılan mağdurenin rapora esas olan kemik grafilerinin hastaneden getirtilerek Adlî Tıp Kurumundan görüş sorularak katılan mağdurenin suç tarihindeki gerçek yaşının bilimsel olarak saptanması ve katılan mağdurenin soruştuma aşamalarındaki beyanları da nazara alınarak  Mahkemece katılan mağdure ile sanığın bir dönem arkadaşlık yaptıkları ve uzaktan akraba olduklarına yönelik kabulüne rağmen dosya kapsamında bu hususta delil bulunmadığının anlaşılması karşısında, katılan mağdurenin Mahkemesince dinlenerek söz konusu hususların irdelenmesi gerekirken eksik araştırma ile hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.<br><br>2. Yukarıda açıklanan nedenlerle Tebliğnamede onama isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.<br><br>V. KARAR<br>Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle katılan Bakanlık vekili sanık müdafii ve katılan mağdure vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesinin, 16.05.2023 tarihli ve 2023/290 Esas, 2023/436  Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, <br><br>Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca  Elazığ 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, <br><br>26.12.2023 tarihinde karar verildi.<br><br><br>  </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"351ba8001f3f7774","SID":"b16a8e49931ffbdd"}}